MESUDE ERŞAN
@mesudersan
mesudeersan@diken.com.tr
Kurak bir sonbahar ve kış geçiren İstanbullunun korkusu yazın susuz kalmak. İSKİ Genel Müdür Yardımcısı Begüm Çelikdelen, su kesintisi planlanmadığını söyledi ve ekledi: “Ama su tasarrufuna şiddetle davet ediyoruz.”

İklim değişikliğinden, plansız, hoyrat yapılaşmadan, orman talanından İstanbul da payına düşeni alıyor. Giderek daha az miktarda yağmur ve kar yağıyor. Kent nüfusundaki artış hız kesmezken, diğer yandan su kıt kaynağa dönüşüyor. Hemen her İstanbullu bilhassa yaz aylarında susuz kalma endişesi taşıyor. 16 milyon nüfuslu İstanbul, günde 3 milyon m3, yılda yaklaşık 1 milyar m3 su tüketiyor.
Çevre Mühendisi Çelikdelen’le Terkos Barajı’nda buluştuk ve tam da bu konuları konuştuk. Çelikdelen sorularımızı şöyle yanıtladı:
İstanbul yaza nasıl hazırlanıyor?
Yaza hazırlık için barajlarımızı dolu tutmaya çalışıyoruz Barajların haricinde Melen Çayı regülatöründen bu sene üçüncü pompa istasyonumuzu da yaptık. 2.5 milyona kadar suyumuzu Melen’den alabiliyoruz. Melen’den gelen suyun bir kısmını Cumhuriyet İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde arıtıyoruz. Bir kısmını da Ömerli barajına depoluyoruz. Melen Barajı bitmediği için suyu pompalarla Ömerli Barajı’nda biriktiriyoruz. O yüzden Ömerli’nin doluluğu yüzde 60. Bir yandan. Melen’den getirdiğimiz suyun elektrik maliyetleri çok yüksek. Zamlar için meclise gittiğimizde bizim en önemli gerekçemiz bu. Yine de zam alamıyoruz. Melen’de debi düştüğünde, baraj yapılmadığı için sıkıntıya gireceğiz. Melen barajı yapılmış olsaydı, bizim barajlarımız bir yıllık suyumuzu tutabiliyor. 1-1.5 yıllık suyumuzu biriktirebiliyoruz. Melen yapılsaydı 2-2.5 yıllık suyumuzu biriktirebilecektik. Çok fark edecekti. Bir kurak dönemi stressiz geçirebilecektik. Ama baraj yapılamadı.
Halen su ihtiyacı hangi barajlardan ve nehirlerden sağlanıyor?
İstanbul’un su ihtiyacı Kırklareli, Tekirdağ’dan; Istırancalar, Kazandere, Pabuçdere regülatörleri ve kuyularından; Avrupa yakasında Terkos, Büyükçekmece, Alibey, Sazlıdere barajlarından; Asya yakasında Ömerli, Darlık, Elmalı barajları, Yeşilçay regülatöründen, Düzce, Sakarya ve Kocaeli’nden ise Melen Çayı ve regülatöründen sağlanıyor.
‘Çevre illerin ihtiyaç fazlasını alıyoruz’
İstanbul çevresindeki illerin de kaynaklarını tüketiyor. Oralarda da durum parlak değil. Bu konuda önlem var mı?
Aslında İstanbul çevre illerin kaynaklarının ihtiyaç fazlasını değerlendiriyor. Örneğin Melen’in denize döküldüğü yerden su alıyoruz. Çay, denize ulaşana kadar geçtiği yerleri suluyor, suyla ilgili ihtiyaçlar gideriliyor. Böylece İstanbul’a bu ihtiyaçlardan kalan fazla su geliyor. Mesela Çerkezköy sınırlarındaki 10 adet kuyudan 10 bin m3 su alıyoruz.
Ayrıca su planlamasını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) yapar. Suyun dağıtımı, il sınırlarına göre değil, havza sınırlarına göre yapılır. Su havza sınırlarıyla, il sınırları aynı şey değil. Su havzası suyun toplandığı dere, baraj, gölet hatta yeraltı suyu akiferlerinin (yeraltı sularını tutabilen jeolojik yapı) bulunduğu alanlar. Yani İstanbul’un çevresindeki su kaynaklarını tükettiği iddiası yersiz, mesnetsiz ve anlamsız.
Avrupa bölgesinde, su kaynakları az ama nüfus fazla. Kentin üçte ikisi Avrupa bölgesinde yaşıyor. Oysa su kaynaklarımızın üçte biri Avrupa bölgesinde. Öyle olduğu için boğazdan su geçiriyoruz. Sazlıdere Barajı bizim gözbebeğimiz. Sazlıdere Barajı Kanal İstanbul projesinin içinde kalıyor. Proje Terkos Barajı için de risk, yakınından geçiyor. Barajın tuzlanmasına yol açabilir.
Elimizde ne kadar su kaldı? Kaç ay idare eder?
Böyle bir rakam vermemiz anlamlı değil. Barajlarımız bugün yüzde 41 dolu. Ancak Melen regülatör sisteminden yaklaşık 2,5 milyon m3 su çekerek bir kısmını Ömerli Barajı’nda depoluyoruz, bir kısmını Cumhuriyet İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde arıtarak şehre veriyoruz. Yani yağmur yağmayacak günler için yaz dönemine Melen’den çekebildiğimiz kadar suyu biriktirmeye çalışıyoruz.
Kentin su ihtiyacının karşılanması tamamen iklim koşulları, yağışa mı bağlı? Koşullar nasıl zorlanabilir?
Evet, su ihtiyacımızı sadece yağmur ve kar suyundan biriktirdiğimiz barajlarımızdan karşılıyoruz. Yer altı suları da bir alternatif lakin yer altı suları da sonuç olarak yağıştan besleniyor. Yer altı suyu debisi çok düşük. En önemli kaynak barajlar.
Melen Barajı’ndaki sorunu gidermede yol alındı mı? Baraj ne durumda?
Melen Baraj sisteminin yapımına DSİ tarafından 2012’de başlanmış, 2016’da tamamlanması planlanmış. Kret (baraj gövdesinin en üst kotu) gövdesinin oturmasından dolayı oluşan çatlaklar nedeniyle tamamlanamamış. 2019’da gördük ki barajda su biriktirmeye elverişli ortam oluşturulamamış. DSİ tarafından yeniden yapım ihalesi yapıldı. Ancak iş feshedilince baraj revizyonu da yarım kaldı. DSİ’nin nisanda yeni baştan revize proje ihalesine çıkacağını duyuyoruz.
Barajlarda çekilen fotoğraflar korkutucu. Belli ki yaz zor geçecek. Mevcut su rezervi İstanbul’a yetecek mi?
Eğer Melen Barajı yapılmış ve su almaya başlamış olsaydı bugün su stresi yaşamayacaktık. Ayrıca su aldığımız regülatörün kot farkından doğan fazla elektrik sarfiyatımız da olmayacaktı. Ancak İSKİ olarak biz bu durumu önceden gördük ve Ekrem Başkanımızın talimatıyla, regülatöre ilave üçüncü ünite pompa istasyonu kurarak önlemlerimizi aldık. Su rezervimizin planlamasını İstanbul’a yetecek şekilde yapıyoruz. Bir kez daha hatırlatayım, halkımızın da tedbiri elden bırakmaması, suyumuzu dikkatli, tedbirli ve tasarruflu kullanması gerekiyor.
‘Yağmur bombası hem çevreyi kirletir’
Yağmur yağdırmak için yağmur bombalarını önerenlere rastlıyorum. İBB’nin gündeminde bu var mı?
Yağmur bombası düşünmüyoruz. Onun da başka çevresel kirletici faktörleri var. Gümüş iyodür fişeği fırlatılarak elde edilen yağışların, kuraklığa bir önlem olarak kullanılmadığı, hatta kontrolsüz aşırı yağışlara maruz kalarak başka türlü felaketlere yol açtığı dünya uygulamalarında görülüyor.

İstediğiniz yere, istediğiniz yağışı alamıyorsunuz. Tam tersi farklı bir yere, kontrolsüz yağışlarla başka türlü sel felaketlerine yol açabiliyorsunuz. Gümüş iyodür ağır metal, ayrı bir çevre kirliliği. Buharlaşmasını engellemek için suyun üstünün siyah pinpon toplarıyla kapanması gibi yöntemleri de doğru bulmuyoruz. Bu da mikroorganizmaların üremesine yol açabilir.
Yağmur suyu biriktirmek, suyu arıtarak sulama vb. gündeminizde var mı?
Yağmur suyunu zaten barajlarımızda biriktiriyoruz. Çatı sularının biriktirilmesi ile ilgili uygulama projeleri üzerinde çalıştık, imar planı uygulamalarında 3000 m2’nin üzerinde planlanan alanlarda yağmur suyu biriktirme uygulaması için belli oranlarda yer ayrılması şartı getirildi. Bu bir adım. Park, bahçede de alanın müsaitlik durumuna göre yağmur suyu biriktirme alanları yaratmaya özen gösterilmeli.
Yağışla ormanların ilişkisi malum. Hem İstanbul hem de su aldığımız çevre illerde ormanlar giderek azalıyor. Bununla ilgili önlemleriniz var mı?
Özellikle Trakya bölgesinde ve yeni havaalanı için kesilen ağaçların sayısı kadar ağaç dikmek yetmez, yaprak sayısını ne yapacağız? Ağaçsız alanlar -ki buna kapatılmayan, rehabilite edilmeyen maden ocakları da dahil- bölgesindeki ısıyı artırıyor ve yağmur bulutlarını dağıtıyor. Bu yıl Terkos barajımız o kadar az yağış aldı ki. Sebebi yeni havalimanı. Balkanlardan gelen yağmur bulutları o bölgede dağılıyor ve yağmur olarak inemiyor.
İSKİ olarak İstanbul’umuza ham su temin ettiğimiz baraj havzalarımızda, kamulaştırması tamamlanmış alanlarımızda sadece Ekrem Başkanımızın döneminde 300 bin ağaç dikildi. Baraj havzalarımızda toplamda 1 milyon 200 bin ağacımız mevcut. Baraj havzalarımızda suyu kirletmeyecek, diken yapraklı, erozyonu önleyecek nitelikli ağaçlandırma yapıyoruz. Baraj havzalarımıza yakın mesafelerde maden ocaklarına izin vermiyoruz.
‘Yapmayın, yıkarız dediğimiz halde inşa ediyorlar’
Su havzalarını tehdit eden yapılaşmayla nasıl mücadele ediyorsunuz?
İstanbul’a su temin ettiğimiz baraj havzalarımızın mutlak koruma ve kısa mesafeli koruma alanlarında yapılaşma kesinlikle yasak. Varsa kaçak yapılardır. En son Terkos baraj havzasında, Çatalca Celepköy’de tespit edilen 20 adet kaçak yapı 22 Mart’ta tam da Dünya Su Günü’nde yıkıldı. Yıkımlarımız sürüyor. Yıkılması gereken 100 kadar yapı daha var. Başkanımız bu iş ve işlemlerimize gerek siyasi açıdan gerekse mevzuat açısından tam destek veriyor. Bundan sonra Ömerli Baraj havzasındaki kaçak yapılar yıkılacak. Ekiplerimiz her gün sahalarımızda geziyor tutanak tutuyor ve vatandaşlarımızı, muhtarlarımızı uyarıyorlar. Hatta tespit tutanaklarıyla yasal işlem başlatarak daha kaçak yapı yapılmadan, inşaat halindeyken durdurmaya çalışıyorlar. Sadece kaçak yapı ile değil suyu kirletici her türlü faaliyet örneğin hayvancılık, tarımsal faaliyetler vs. ile de mücadele ediyoruz. “Yapmayın yıkacağız” dediğimiz halde yapılıyor.
Malum kentin adı gelecek depremle anılıyor. İSKİ olarak su ve kanalizasyon sistemiyle ilgili ayrıca önlemler, planlamalar yapılıyor mu?
İSKİ 1999 depremi sonrasında yaptığı projelerle hazırlık çalışmalarına başladı. Hali hazırda 14 projeyle çalışmalarımız devam ediyor. Su ve atık su terfi merkezlerimizin, su depolarımızın, arıtma tesislerimizin, şebeke hatlarımızın, atık su kolektörlerimizin, tünellerimizin, lojmanlarımız ve şube müdürlüklerimizin bina deprem analizleri yapıldı. Analiz sonuçlarına göre kimi binalarımız boşaltıldı ve yıkıldı. Yerlerine depreme dayanıklı binalar yapılacak. Su ve atık su ana arterlerinde ise olası depremde kırılma riski taşıyan noktalar belirlendi. Buraları esnek malzemelerle depreme dayanıklı hale getirmeyi planlıyoruz. İSKİ Afet ve Acil Durum Haberleşme Eylem Planı da hazırlanıyor. Ayrıca Hatay’da deprem sonrası edinilen tecrübelerle deprem sonrası suya erişimi sağlayacak önlemler alınıyor. Bu konuda İBB’yle ortak çalışmalar yürütüyoruz.
Su tasarrufu çağrıları yapıyorsunuz. Ancak bu ‘nazik’ bir davet gibi. Yaptırımı olan önlemler gündeme gelecek mi?
Şu an İSKİ olarak nezaketi elden bırakmayacağız, inanıyorum ki İstanbul halkı bu nezakete zarafetle itibar edecektir. Su sarfiyatını azaltabilmek için çalıştaylar yaptı. Örneğin çeşmelerin basınçlarını düşürmek için bataryacıları, rezervuarların su tutum hacimlerini azaltmak için armatürcüleri topladık, onlarla görüşmeler yaptık. Çeşmelere perlatör (su tasarruf aparatı) taktırıyoruz.
Bireysel ve kurumsal hangi önlemler alınabilir?
Bireysel olarak evde su tüketimi azaltılabilir, duş süreleri kısalabilir, klozet rezervuarına pet şişe yerleştirilerek harcanan su hacmi düşürülebilir. Halı, balkon, araç yıkama yapılmamalı. İSKİ olarak düzenlediğimiz çalıştaylarda konunun muhataplarıyla bunlar görüşüldü ve sonuç bildirgeleri yayınlandı. www.iski.gov.tr adresinden erişilebilir. Kurumsal olarak da yeşil alan sulamalarının arıtılmış atık sularla ya da kuyu sularından taşınarak yapılması gibi önerilerimiz var.