Başbakan Erdoğan’ın Gezi olaylarında hayatını kaybeden onca kişiye başsağlığı dilemediğini, hatta son olarak aylarca hastanede hayat kavgası verdikten sonra ölen Berkin Elvan’ın annesini bir mitingde kalabalığa yuhalattığı gerçeği ortada duruyor.
Bu tutumlar Başbakan’a ilişkin sadece siyasi tutumumuzu değil onun kişiliğine ve insani duyarlığına ilişkin kanaatlerimizi de oluşturuyor kuşkusuz. Ancak Ermeni meselesinde yapılan açıklamanın bu tutumlarla bir ilgisi yok. Başbakan’ın açıklamasında samimi olup olmadığını sorgulamak da, bana soracak olursanız anlamsız.
Çünkü Başbakan Erdoğan bizim akrabamız, arkadaşımız veya mahalle komşumuz değil. Adı üstünde, o Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı. Onun adına yapılan yazılı açıklama, bir çeşit hukuk metni. Bundan sonra uluslararası ilişkilerde bu metne sık sık atıf yapıldığını göreceğiz.
Burada illa bir samimiyet sorgusu yapılacaksa, Başbakan’ın şahsi samimiyetini değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin açıklamasında samimi olup olmadığını sorgulamalıyız. Onun için de zamana ihtiyacımız olduğu açık. Unutmayın, Başbakan Kürtlerden asimilasyon politikaları nedeniyle, Alevilerden Dersim katliamı nedeniyle ve Romanlardan uğradıkları ayrımcılıklar nedeniyle özür dilerken de aslında devlet adına konuşuyordu.
Dilenen bu özürlerin gereğinin, yani özür dilemeye neden olan uygulamaların hâlâ tamamen veya kısmen yürürlükte olması, Başbakan Erdoğan’ın şahsi samimiyetinin ötesinde devletin samimiyetiyle, devletin verdiği sözü tutup tutmamasıyla değerlendirilmeli.
Dikkatli gözlerden kaçmamıştır; 1915’te Ermenilere yaşattığımız büyük kıyım ve acılarla ilgili açıklamada bir özür dilenmiyor; açıklamanın geçmişten tek farkı inkâr politikalarına son verilmesi ve ‘ortak acı’dan söz edilmesi. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti devletinin daha gitmesi gereken çok yol var bana kalırsa. Sadece Ermenilere yapılan kıyımdan ve yaşatılan büyük acılardan ötürü özür dilemek de yetmez; o acılar yaşattığımız Ermenilerin çocuk ve torunlarına vatandaşlık vermeli, el konulan mal ve mülklerin tazmininin önünü açmalıyız.