YeniŞafak, köklü ve önemli bir gazete. Şimdi artık koca bir yayın grubu.
Bu gazete genel olarak İslamcı camianın yeni nesil gazetesi olarak ortaya çıktığından beri benim dikkatle izlediğim bir yayın. Öyle Milli Gazete gibi resmi parti organı deği; Akit gibi sekter ve sansasyonel değil. Tayyip Erdoğan ve Ak Parti taraftarı ama Sabah ve Hürriyet dahil iktidar yanlısı diğer bütün herkesten farklı olarak zaman zaman iktidar uygulamalarını çok yüksek sesle eleştiren de bir yayın organı.
Bu gazetenin internet sitesinin genel yayın yönetmeni Ersin Çelik, aynı zamanda gazetede (ve tabii internette) yazı da yazıyor. Bir başka isim İsmail Kılıçarslan. Bir dönem İslamcı kesimin en keskin genç kalemiydi, tabii artık yaşı kemale erdi ama keskinliği bence devam ediyor. Ve son olarak Aydın Ünal. Bir süre Tayyip Erdoğan’ın konuşma metinlerini yazan ekipten olan Ünal, uzun zamandan beri köşe yazarı sadece.
Birlikte YeniŞafak’ın TV kanalı TVNet’de program da yapan bu üç isim bir haftadır ardı ardına dikkat çeken yazılar yazıyorlar.
Üç yazarın büyük ölçüde birbirine paralel yazılarını özetleyecek olursam şöyle diyebilirim:
-Fon dolandırıcılığının siyasi sonucu olabilir; Tayyip Erdoğan seçimi kaybedebilir.
-Seçim kaybetmenin ötesinde ortada ahlaki bir sorun var. Biz Tayyip Erdoğan’dan eminiz ama onun arkasına sığınıp bu işleri yapan üç beş ahlaksızdan hesap sorulmazsa sorumluluk da Erdoğan’ın üstüne kalır.
-O kadar kalır ki, yarın bugün adını bile duymadığınız biri (Yazar Ersin Çelik Ukrayna’da Zelenski’nin seçilme biçimini hatırlatıyor ve “Hesap, kamuoyunu ikna edici şekilde sorulmazsa büyük bir siyasi kırılma olur” diyordu) seçimi silip süpürerek kazanabilir.
-O yüzden bu olayın bütün sorumlularından, Ak Partili olup olmadıklarına bakılmaksızın hesap vermeli. (Aydın Ünal son yazısında Ak Partili olduklarından emin gibi durduğu bazıları için “Ne kadar götürdünüz?” diye de soruyor.)
Bu üç yazarın yanına, YeniŞafak’ta çalışmayan bir eski gazeteci ve eski Ak Parti milletvekilini, Şamil Tayyar’ı da eklemeliyim.
Tayyar sosyal medyadan yazıyor yazılarını ve son olarak orada, bu soygunun üzerine inandırıcı biçimde gidilmezse Tayyip Erdoğan’ın seçilmesinin riske gireceğini, risk ne kelime Erdoğan’ın seçimi kazanamayacağını yazdı.
Şamil Tayyar’a göre, bu soygun öyle bir öfke yaratmıştı ve toplumda kendi durumlarının düzelmediğine dair öyle bir algı vardı ki, örneğin emeklilere anlamlı bir zam yapılmazsa, örneğin başka kesimler ekonomik olarak rahatlatılmazsa seçimde “Tayyip Erdoğan olmasın da kim olursa olsun” duygusu hakim olabilir, rakibin kim olduğuna bile bakmadan Erdoğan yerine o rakibe oy verilebilirdi.
Kabul etmek gerekir ki bunlar Ak Parti’nin, bir süreden beri Tayyip Erdoğan’ın dış çemberinin bile dışında kalmış ama eli kalem tutan kesimlerinden gelen önemli uyarılar.