İsmail Mertcan Çelik: Terörün tamamen bitmemesinin nedeni, terörü doğuran zihinsel ve yönetsel hatalarla yüzleşilmemesidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Devletin en temel yanılgılarından biri şudur: Güvenliği mutlak hedef, hukuku ise gerektiğinde esnetilebilecek bir araç gibi görmek.

Oysa Atatürk için devlet:

Sadece güçlü olmak zorunda değildir, meşru olmak zorundadır. Hukukun zedelendiği yerde devlet güçlenmez; otorite ile adalet arasındaki bağ kopar. Freud’un ifadesiyle, bu kopuş bireyin vicdanını devlete bağlamaz; tam tersine, ‘haklı şiddet’ anlatılarını besler.

Devlet, adalet dağıtan olmaktan çıkıp taraf gibi algılandığında, terör örgütleri kendilerini ‘alternatif adalet’ olarak sunar. Bu psikolojik eşik aşıldığında, silahların sayısı değil, meşruiyet algısı belirleyici olur.

Her şeyi ‘dış güçler’e bağlamak Evet, dış aktörler vardır. Freud’un dediği gibi:

İç çatlak yoksa, dış etki çalışmaz.

Atatürk de aynı noktadadır:

İç bütünlüğünü sağlamış bir devlet, dış müdahalelere kapalıdır. 

Her sorunu dışarıya bağlamak devleti rahatlatır ama çözümü imkânsızlaştırır.

Türkiye’de terörün tamamen bitmemesinin nedeni sadece silahlı yapıların varlığı değildir. Asıl neden, terörü doğuran zihinsel ve yönetsel hatalarla yüzleşilmemesidir.

İsmail Mertcan Çelik’in yazısı