İsmail Kılıçarslan: Maarif davamızın zırt dediği yer

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Birincisi şudur. Açıkça görülüyor ki bu kadar üniversite mezunu gence ihtiyacımız yoktur. Belli ki ilgililer tarafından doğru planlama yapılmaksızın açılan fakülte ve bölümler, finalde “mezun olduğu alanda çalışamayan gençler” isimli devasa bir topluluk oluşturmuştur. Bu topluluk “ne pahasına olursa olsun kapağı devlete atalım” isimli zorlu bir oyunun aktörleri olmaktan öteye gidememektedir.

İkincisi şudur. Açıkça görülüyor ki Anadolu şehirlerindeki nevzuhur üniversitelerin kahir ekseriyetinin eğitim kalitesi yerlerdedir. Bazı bölümlerin tek hocası vardır ve bütün derslere tek hoca girmektedir hala. Bazı bölümlerden herhangi bir “doçentin” dahi dersine girmeden mezun olan gençler vardır. Bu da Anadolu’daki nevzuhur üniversitelerden mezun olan çocukların niteliklerini ciddi şekilde düşürmektedir.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu iki mesele hızla halledilse bile bunca üniversite açmanın getirdiği o devasa sorun taş gibi ortada durmaktadır. O sorunun tam adı “nitelikli ara eleman, tekniker, usta bulamama” sorunudur ve Edirne’den Erzurum’a, Kahramanmaraş’tan Antalya’ya hangi şehre gidip hangi masanın etrafında otursam işin dönüp dolaşıp geldiği yer burasıdır.

Dolayısıyla ya Türkiye’deki baş döndürücü üniversiteleşme işinde, ya istihdam politikalarında ya da “evladım mutlaka üniversite bitirmeli” fikrine saplanıp kalmış ebeveynlerde ciddi sorunlar var. Aslında doğru cevap “hepsi sorunlu” olacak.

İsmail Kılıçarslan’ın yazısı