İskender Öksüz: Yazmak değil siyaset yapmak lazım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bilim dışında kalemlerimizle – yoksa klavyelerimizle mi demeli? – genellikle tekrar tekrar aynı şeyleri yazıyoruz. Galiba bu özür dilenecek bir davranış değil. Çünkü bilim dışındaki çalışmalarımız yeni bir keşif yapma, insanlığın bilgi birikimine bir ilave yapma maksadını taşımıyor.

Yine de alışkanlıktan olmalı, gazeteye bir şey yazarken de daha önce aynı konuyu yazdım mı diye araştırırım.

Peki, benim şu yazdıklarım dâhil, bilim dışı yazıların hedefi nedir? Az iddialıdan çok iddialıya doğru maksadımız şöyle: Nakletme, izah etme ve tezahürat.

Nakletme, “Bak ne bulmuşlar, bak ne demişler…” şeklinde. Aslında haber bu. Tabii henüz çok yayılmamış bir haber olmalı, yoksa malumun ilamı olur.

Çok sık gördüğümüz üçüncü maksat, hani çok iddialı dediğim, tezahürat yapmaktır. Bizi heyecanlandıran, genellikle de üzen konuyu bir o cephesinden bir öbür cephesinden tekrarlamak. Biraz haykırır gibi. Burada fikirleri değil daha çok hisleri nakletmeye çalışırız.

Fon krizi, ekonominin hâli, yoksulluk, beyin kaybı, hukuk, demokrasi… Kendimizi bir daha bir daha söylemek zorunda hissettiğimiz şeyler, aksaklıklar. Aciliyetini bildiğimiz, anladığımız hâlde, eski hamam eski tas devam edip giden ve öfkelendiren gerçekler.

Ne demişti Steven Pinker, son kitabının başlığında: “Herkesin bildiğini herkes bildiği zaman.”Evet, herkes biliyor, herkesin bildiğini de herkes biliyor. Ee? Ne yapıyoruz, “Kral çıplak!” mı diyoruz? Ama kralın çıplak olduğunu da herkes biliyor.

O zaman yazmak değil de siyaset yapmak lazım, bir şeyleri değiştirmek için. Benim yaşım geçti. Siz yapmalısınız.

İskender Öksüz’ün yazısı