Işıl Özgentürk: Devlet ve iktidar sahipleri madencileri adamdan saymaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sevgili okurlarım bir aya yakın bir zamandır Soma’da çalıştıkları madende “hayati tehlike arz eden çalışma koşullarını ve düşük ücretleri” protesto eden Fernas Madencilik işçileri yalınayak yürüyerek Ankara’ya vardılar. Bir suçları da(!) Bağımsız Maden İş Sendikası’na kayıt olmalarıydı. Tabii polis engeliyle karşılaştılar. Ve madenin sahibi AKP Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu henüz onları muhatap almıyor. Manisa’nın ilçesi Soma gerçekten bir ölüm havzasıdır. 13 Mayıs 2014’te orada büyük bir maden kazası oldu, 301 kişi yaşamını yitirdi. Geriye gözü yaşlı çocuklar, analar, babalar, bacılar kaldı. O günlerde Soma’ya gitmiş ve geride kalanlarla yüreğimi yakan röportajlar yapmıştım. Gazetemde yayımlanan bu röportajın kısa bir bölümünü Soma’yı yeniden hatırlamak için yayımlıyorum: 

Soma madenlerinde çıkarılan kömür damarının en önemli özelliği, “narin” olması. Ne demek narin? Adı üstünde, çıkarırken onun suyuna gideceksin, kızdırmayacaksın, ona soluk alması ve yanmaması için zaman vereceksin. Sonuçta kömür yaşayan bir şey.  Kömür ocağına girerken uykunu almış olacaksın. Karnın tok olacak. Öyle pazardan alınan çizmelerle madene inilmez. Çizmenin tabanında koruyucu olması gerekir. Çünkü her an ayağın kayabilir ve önlenemeyen metan kuyularından birine düşüp anında ölebilirsin. Madende tuvalet yok! Bu durumda aşırı ishal olduğunda madende çalışmayı reddedeceksin!  Maskelerin uyduruk olduğunu senin bildiğin gibi dünya alem biliyor. 

“Hadi” sözcüğü madencinin lügatında lanetlenmiş bir sözcüktür. Çünkü gün boyu, arada uyuklayan çavuşlar, uykularında bile “Hadi, hadi” diye seslenirler. “Hadi ulan bugün kotayı dolduramadık!” Bu nedenle madencilerin yakınları onlara asla “Hadi” diye seslenmezler. Madenci eşleri gün boyu sürekli dua ederler. Yemek yaparken, çocukları okula gönderirken, “Şu vardiya bitse de kocam sağ salim eve gelse”. Çünkü bellekleri madende ölen insanların hikâyeleriyle dopdoludur. Herkesin uzak ya da yakın bir akrabası madende ölmüştür. Maden sahibi, onun amirleri asla işçiyi düşünmezler. İşçiler bunu bilir ve ne yazık ki kabul ederler. “Bu iş böyle gelmiş böyle gider” derler. Ve gene bilirler ki devlet ve iktidar sahipleri Bülent Ecevit dışında madencileri adamdan saymaz.

Işıl Özgentürk’ün yazısı