Gelmiş geçmiş en büyük nükleer sızıntıdan tam 30 yıl sonra, Ukrayna’nın boşaltılan Çernobil şehri ve çevresinde gelişen doğal hayat, doğaya en büyük zararın insanoğlu olduğunun ispatı niteliğinde.

The Independent’ta yer alan habere göre doğa bilimciler, insan nüfusunun yok oluşunun ardından bölgede gelişen vahşi yaşama dair önemli gözlemlerde bulundu.
26 Nisan 1986’da patlayan ve dönemin Sovyet yönetimi tarafından bir süre kamuoyundan saklanan nükleer facia, hava, su ve toprağa büyük miktarda radyoaktif parçacık yayılmasına neden olmuştu. İnsan yaşamını riske atan radyasyon oranından dolayı, Çernobil ve çevresindeki geniş bir alanda son 30 yıldır insan yerleşimi bulunmuyordu.

Gözlemler gösteriyor ki insanın yokluğunda Çernobil vahşi yaşamın canlanması için ideal bir habitat haline geldi.
Hayvanların sağlıkları bilinmiyor ama en azından hayattalar
Kurtlar, ayılar ve atlar gibi büyük canlıların da içlerinde bulunduğu vahşi yaşamın ne derece sağlıklı yürüdüğüne dair ise net bilgiler mevcut değil. Radyoaktif kirlenmenin hayvanlarda kanser, doğum kusuru ve diğer sorunlara ne derece yol açtığıyla ilgili verilerin yoksunluğuna karşın, son araştırma insan varlığının hayvan nüfusu üzerinde binlerce tonluk radyoaktif kalıntıdan bile daha zararlı olduğunu ortaya koydu.

Lancaster Ekoloji ve Hidroloji Merkezi Uzmanı Prof. Nick Beresford, araştırmayla ilgili, “Genel etkinin pozitif olduğu söylenebilir. Radyasyon potansiyel riski artıran bir faktör, ancak insanlar etrafta olduğunda, hayvanlar öldürülüyor ya da habitatlarını kaybediyorlar” dedi.
Geri dönenler halinden memnun
Bölgenin boşaltılmasından sonra sadece bir avuç insan bölgeye geri döndü. Reuters’e konuşan Maria Lozbin, dönmüş olmaktan memnun: “Burada radyasyon yok. Herhangi bir şeyden korkmuyorum. Benim için ölüm zamanı geldiğinde nedeni radyasyon olmayacak.” Lozbin’in gelini de, “Kiev’e dönmek istemiyorum. Böyle bir doğayı neden terk edeyim? Bu guguk kuşlarının ve bülbüllerin sesini başka nerede duyabilirsiniz?” dedi.

Bölgeyi inceleyen Avrupa Birliği laboratuvarının başındaki Leonid Bogdan ise yetkililer geri dönenlerin bölgeden ayrılmalarını yarım ağızla önerse de, bu önerinin genellikle yok sayıldığını belirtti.
Testler aksini gösterse dahi, bölgede üretilen gıdaların bölge dışında tüketilmesi de yasak. Bogdan bu durumu “Size 3 metrekarelik bir toprağın ne kadar radyoaktif olduğunu söyleyebilirim. Ancak herhangi bir değişimde bu geçerli olmaz. Bu nedenle gıdanın bölge dışına çıkarılmasına izin vermiyoruz. Toprak bugün temiz olabilir, ama bu yarın değişebilir” diye açıkladı.
Kanserden ölümler bilinenden daha fazla

Katliamın yıldönümünde bir rapor yayınlayan Greenpeace, Belarus’ta yapılan bir araştırmaya atıfta bulunarak, faciadan kaynaklı kansere bağlı olarak ölenlerin sayısının 115 bini geçtiğini söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise bu rakam 9 bin. Greenpeace bölgede yaşayan insanların halen yüksek radyasyon seviyelerine sahip yiyecek ve içecekleri tükettiğine işaret ederek, özellikle patlamanın gerçekleştiği noktanın 30 kilometre çevresindeki alanın yüksek oranda radyoaktif kirlilik barındırmaya devam ettiğini aktarıyor.
Türkiye’de de özellikle Karadeniz bölgesinin radyoaktif kirlenmeden etkilendiği biliniyor. Bölgede artan kanserden ölümlerden de Çernobil faciası sorumlu tutuluyor.

Türkiye önümüzdeki yıllarda Mersin Akkuyu, Sinop ve Kırklareli İğneada olmak üzere üç nükleer santral inşa etmeyi planlıyor. Türkiye nükleer santralların yakıtı ve teknolojisi konusunda tamamen dışa bağımlı. Dünyada ise Almanya, Fransa ve ABD başta olmak üzere gelişmiş birçok ülke nükleerin payını azaltma planlarına sahip.











