Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Gerçekten de son yıllarda çakar lambalı araç sayısı gözle görülür bir şekilde arttı. Neredeyse normal araç sayısı kadar çakarlı araç türedi etrafta.
Gündemde de zaman zaman karşımıza çıktığı gibi bu lambaları artık güvenlik araçlarının yanı sıra belediye yöneticileri, siyasi partilerin kadroları, bürokratlar, bazı devlet kurumlarının personel servisleri, ünlü futbolcular, futbolcu eşleri, zenginler, zenginlerin eşleri ve hatta zenginlerin çocukları bile araçlarında kullanabiliyorlar.
Eskiden yalnızca güvenlik güçlerinin veya çok az sayıdaki koruma aracının kullanabildiği bu lambaları artık bir şekilde güç gösterebilen herkes diğer araçları geçebilmek, diğer sürücülerin ve yolcuların haklarını ezebilmek veya güvenlik şeridinden gidebilmek için trafikte madalya almış edasıyla, utanmadan, çekinmeden, göğsünü gere gere kullanabiliyor.
Şaşılacak şey doğrusu!
Bu nasıl bir ayrıcalık ve öncelik sevdası anlaşılır gibi değil.
İnsanların adalet sisteminin çarpıklığını ve devlet otoritesinin zaafını, günlük hayatın pratiği içinde bu kadar çok sorguladığı başka bir alan var mı acaba? Milyonlarca insanın gözü önünde, günün her anında karşılaşabildiğimiz bu kayırmacılık karşısında neden bir türlü önlem alınamaz? Üstelik bu kadar çok yazılıp çizilirken.
Artık bu konuda bazı insanların kaba bir şekilde ayrıcalık görme sevdasına ve devlet tarafından kayırılmasına sinirlenmekten de vazgeçtim. Bu hal bütün çakar lambaları değersizleştiriyor gözümde. Artık arkamdan gelen çakar lambalı bir araca ‘acaba gerçekten güvenlik aracı mı’ diye sorgulayarak bakıyorum ve eğer güvenlik aracı olmadığı kanısına vardıysam asla yol vermek istemiyorum. Konu bir yanıyla yalancı kurt hikayesine varacak diye de endişe ediyorum. Bir gün gerçekten ihtiyaç duyan bir güvenlik aracına çatacağım o olacak. Sonra ayıkla pirincin taşını.