İlke Atik Taşkıran: Makinelerin insan gibi üretmesi konuşulurken insan, makine olmadığını kanıtlamaya çalışıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün insanlardan yalnızca üretmeleri değil, ürettiklerinin kendilerine ait olduğunu da belgelemeleri bekleniyor. Bu beklenti çalışma biçimlerini şimdiden değiştiriyor. İnsanlar işlerini daha iyi yapmak yerine şüphe çekmeyecek biçimde yapmaya yöneliyor. Sanatçı tarzını değiştiriyor, yazar cümlesini sadeleştiriyor, çalışan düşünme sürecini kayıt altına alıyor. Ortada henüz bir suçlama yokken bile kendini savunma ihtimali, üretimin bir parçası oluyor.

Bir zamanlar ortaya konan iş, insanın becerisinin göstergesiydi. Şimdi aynı iş, sahibinin yapay zekâ kullanmadığını ispatlaması gereken bir dosyaya dönüşüyor.

İşin ironisi şu ki bu makineler, insanların yıllarca çizdiği, yazdığı, çektiği her şeyden öğrendi. Şimdi o insanlar, kendilerinden öğrenen makineye benzemekle suçlanıyor. Taklit edilen, taklitçi olmakla itham ediliyor.

Peki bu yükü kim taşıyacak? Sahte içeriği üreten araçları satan şirketler mi? O içeriği hızla yayan platformlar mı? Yoksa bir çizimi saatlerce çalışıp sonra bir de kanıt dosyası hazırlamak zorunda kalan kişi mi? Şimdilik cevap belli. Bedeli, en az gücü olan ödüyor.

Yapay zekâ çağının en tuhaf çelişkisi burada yaşanıyor. Makinelerin insan gibi üretmesi konuşulurken insan, makine olmadığını kanıtlamaya çalışıyor.

İlke Atik Taşkıran’ın yazısı