Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Selimiye Camii ile ilgili savunma metni göndermesi ise başlı başına bir utanç belgesidir.
Ey millet, camilerine sahip çık! İstanbul Üniversitesi Rektörümüz Sıddık Sami Onar Hoca “Camiler İstanbul’un tapusudur” demişti. Çünkü bu kubbeler, bu taşlar, bu mihraplar sadece ibadet yerleri değildir; bu memleketin tapularıdır. Her gelen kurul, her idareci, her “yenilik” sevdalısı dünyayı kendi hevesine göre değiştirmeye kalkarsa sonu gelmez.
Selimiye’ye el sürmek, Sinan’a, Osmanlı’ya, Edirne’ye ve Türk aklının asırlar boyu kurduğu estetik düzenine el sürmektir. Bir eseri korumak, onu yeniden yapmak değil; onu anlamak, anlamına saygı duymaktır. Bizde ne yazık ki hâlâ bu fark kavranamadı. Oysa Selimiye sadece taşla değil, ruhla inşa edilmiştir; ve o ruhu yitirdiğimiz gün, biz de kim olduğumuzu unutacağız.