
3. ABD ve elçileri: Sadece neocon’lar değil bazen ABD’nin kendisi de Türkiye’nin ‘büyümesini’ ve ‘bağımsız takılmasını’ sindiremiyor. Buna yine rüşvet operasyonu kapsamında taze bir örnek olarak, AKP’nin yayın organı gibi görev yapan bazı gazeteler açıkça operasyonun ardında ABD’nin olduğunu iddia etmesi ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone’ye ‘Çek git bu ülkeden’ çağrısı yapması verilebilir.
İddiaya göre, operasyonun başlamasının ardından bazı AB temsilcileriyle biraraya gelen Ricciardone, ‘Halkbank’ın İran’la ilişkilerinin kesilmesini istedik. Dinlemediler. Bir imparatorluğun çöküşünü izliyorsunuz’ demişti.
“Siz göndermeyin, biz alırız”
Erdoğan hemen ardından bu kez kendi ağzından – tabii isim vermeden – Ricciardone’ye yüklenmeyi tercih edecekti. “Büyükelçiler bazı provokatif eylemlerin içine giriyorlar. Onlara sesleniyorum: İşinizi yapın. Biz sizleri ülkemizde tutmaya da mecbur değiliz. Eğer büyükelçilerimiz de bu tür oyunların içine giriyorlarsa bize haber verin. Siz göndermeyin biz alırız…”
‘Persona non grata’ ilan edileceği bile fısıldanan Büyükelçi ise ABD’nin devam eden yolsuzluk operasyonuyla hiçbir şekilde ilgisi olmadığını savunuyordu: “ABD ile Türkiye arasındaki dostluk ve işbirliği iki ülke için de hayati öneme sahiptir. Hiç kimse Türk-Amerikan ilişkilerini böyle asılsız iddialarla tehlikeye atmamalıdır. Böyle bir toplantı yapılmadığı gibi, haberlerde ortaya atılan iddiaların tümü tamamen yalan ve iftiradır.”
Eski dosttan düşman!
Hükümet yanlısı medya, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’yle görüşüp duyulan rahatsızlığı ileteceği minvalinden haberler yaparak ‘dış politikadaki cengaver tutumuzu’ bir kez daha göklere çıkarıyordu ki ABD’den açıklama geldi. Amerikan Dışişleri Bakanlığı, sözcüsü Jen Psaki aracılığıyla tepkisini şöyle dile getiriyordu: “Türk medyasının bazı unsurları tarafından büyükelçimize yönelik temelsiz saldırıları son derece rahatsız edici buluyoruz.”
Kaygı iletilme sırası Türk makamlarına gelmişti ve bu makamlar cılız bir ‘Açıklamadan tatmin olduk’la yetinmek durumuna kalacaklardı. Eski dosttan düşman olmaz mıydı yoksa?!