Ne oldu da bu “u dönüşler”i yaşanmaya, “açılımlar” yapılmaya başlandı? Bu konuda iki farklı tez söz konusu.
Birinci görüşe göre Saray rejiminin dış politikasında belirleyici unsur artık ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik kriz. Ülkeyi derin bir krize sürükleyen iktidar, sıcak para arayışını hızlandırırken para bulmak için gözünü Körfez’e dikti. Ortadoğu’daki petrodolar zengini Körfez Arap ülkeleriyle yeni bir sayfa açma niyetinin arkasında zorunlu bir tercih yatıyor! Katar ile yaşanan “İhvan kardeşliği”nin geçer akçe olmayı yitirmesiyle BAE-Suudi cephesiyle işleri düzeltmek yaşamsal bir öneme kavuştu. Düne kadar “katil”, “darbenin finansörü” olarak lanse edilen BAE prensinin Ankara’da kırmızı halılarla karşılanması, Suudi yönetimine düzülen övgüler, darbeci Sisi’nin Mısır’ına ve “soykırımcı” denilen İsrail’e uzatılan el hepsi bu zorunluluğun sonucu.