Hal böyle iken, bir ülke savunması söz konusuyken, yüzyıllar içinde gördüğümüz olağanüstülüklerden birini daha yaşarken bu büyük seferberlikte yer almayanların, karşı duranların, bunu iç politik çıkar kavgasına dönüştürenlerin, Erdoğan ve AK Parti hükümetinden intikam alma savaşına dönüştürenlerin bencilliğini, ihanetini kayda geçirmek, tarihe not düşürmek, onlarla her türlü mücadeleye girişmek zorundayız.
Çünkü onlar, büyük seferberlikte ülkenin direncini zayıflatan, moralini bozan, mecalsiz bırakan unsurlardır. Onlar gerçek anlamda Türkiye düşmanlarıdır ve ülkemizi vuran terör örgütleriyle aynı cephede savaşmaktadır. Ülkemizi, milletimizi nefessiz bırakanların nefessiz bırakılması, seslerinin kısılması gerekmektedir.
Onların çer-çöp fikirleriyle, fitne fesatlarıyla, kişisel hevesleriyle uğraşacak vaktimiz yoktur. Onlara tahammül etme gibi bir lüksümüz de yoktur. Onlar işgal projelerinin uzantılarıdır, başkalarının ajandasıyla iş yürütmektedir.
Vatan, millet, ülke devlet eksenli bir saflaşma olacak; oluyor. Bunun dışındaki hiçbir şeyin anlamı kalmadı. Türkiye olarak bu büyük hesaplaşmaya kilitlendik. Başka da seçeneğimiz yok. Öyleyse bu savunma, bu hesaplaşma dışındaki her ses bizim için tehdittir. Ülkemiz bütün gücünü, imkanlarını savunmaya, toplumsal kenetlenmeye, o büyük değişimi hızlandırmaya ayırmalıdır.