Yılın ilk 8 ayında 239 milyar dolar ithalat ve 165,8 milyar dolar da ihracat gerçekleştirdik. Dış ticaret açığımız -73,2 milyar dolara yükseldi (önceki -29,8 milyar $). Fakat bu yıl ilk sekiz ayda altın ve enerji ithalatımız 32,5 milyar dolardan 70,1 milyar dolara çıktı. Net enerji ve altın açığımız 55,6 milyar dolar oldu. Kısaca altın ve enerji hariç tutulduğunda ilk 8 ayda dış açığımız -8,8 milyar dolardan -17,6 milyar dolara yükseldi.
Dikkat ederseniz burada altın ve enerji hariç tutulduğunda bir iyileşme değil bir kötüleşme yaşanıyor. Ama cari işlemlerde ise tersine bir iyileşme var. Ticari işlemlerde açık artarken hizmet ve müteahhit gelirlerindeki artış bunu karşılıyor. Oysa bir yeni modeli cari fazla üzerine kurmuştuk. Ama bu beklentimiz de gerçekleşmiyor.
Neden?
Çünkü sattığımız ürünlerin fiyatı artmıyor ama aldığımız ürünlerin fiyatı artıyor. Biz ihracat artışını miktar bazında, ithalat artışını ise fiyat bazında yaşıyoruz. Bunun anlamı şu: Sattığımız ürünler ucuz ama aldığımız ürünler pahalı… Bu sürece dayalı olarak söylüyorum: Kimse refah ve zenginlik beklemesin. Bu model fakirlik üzerine kurulu bir yapısal çöküşten başka bir şey değildir.
Gittikçe fakirleşeceğiz, gittikçe varlıklarımızı kaybedeceğiz ve sonunda yönetilemez bir ülke oluvereceğiz.
Bence buna da hazırlık yapın… İşimiz gerçekten çok zor.