Refah artışını bırakın tam bir refah kaybı durumu yaşanıyor.
Bakınız, GSYH hesabına göre bile kişi başına gelir artışı refah artışına hiç yansımıyor. Asgari ücretli bile %73,5 olan yaşam maliyetini karşılama gücünü %65,2’ye düşürürken emeklilerde bu oran %74,3’den %54,5’e geriliyor.
Bir yanda GSYH 1,5 trilyon doları aşıyor, kişi başına gelir ikiye katlanarak 18 bin doların üzerine çıkıyor ve hatta reel anlamda yüzde 36 büyüdük diyoruz ama ülkede refah artışı olmadığı gibi ücretlilerin refah kaybı bile çok büyük hale gelmiştir.
Şimdi size başka açıdan bir hesap daha yapacağım: Emekli, dul ve yetimin yıllık ücreti 2018 yılında kişi başına gelir 9.748 dolarken yaşam maliyetinin yüzde 74,3’ünü karşılıyordu.
Şimdi (2025) bu oran yüzde 54,5’e düşerek 302 bin lira olması yerine 222 bin lira olmuştur. Bu durumda emekli, dul ve yetim için kişi başına ülke geliri 9.748 dolardan 18.588 dolara çıkmadığı gibi 7.154 dolara düşmüş demektir. Çünkü aldığı gelir artık bu dolar seviyesine göre eline geçmektedir.
Fakirleştiren büyüme için mükemmel bir örnek. Lafta büyüyoruz ama refahta fakirleşiyoruz.