Sistem çöktü ve enkaz altında kurtarma çalışmaları yürütülüyor. Ama nasıl?
Cevdet Yılmaz sistemin çökeceğini anlayıp paraları alıp kaçanları açıklamayacaklarını ilan etti. “Lekelenmeme hakkı” varmış.
Abdullah Güler de “Yüksek getiri elde ettiğini düşünen varsa bunu kendi muhasebesini yapsın, kendi vicdani manada gelsin iade etsin” açıklamasında bulundu. Kısaca “vicdan hukuku” demiş oldu.
Ben bu iki yaklaşıma “Şefkat Hukuku” diyorum.
Oysa şu anda muhalif kesime bir başka hukuk işliyor. Tabiri caiz ise “Her canlı ölümü tadacaktır” ayetine benzer şekilde “Her muhalif zindanı tadacaktır” mottosunu yaşamıyor muyuz?
2 milyar lira vurgun yapan, sessiz sedasız kimse görmeden adliyeye gidebiliyor. Oysa Mersin’de muhalif kadın, sabahın köründe kapıyı polislere açtığında gecelikli hali ile topluma sunulabiliyor.
İktidarın çevresine lekelenmeme hakkı işlerken muhalif kadınlar bile teşhircilikle karşı karşıya kalabiliyor.
İkili hukuk sistemi tam gaz devam ediyor.
Fon vurguncuları ellerini kollarını sallayarak dolaşırken bu soygunu dile getirenler, ya zindana atılıyor ya da evlerinde hapsediliyor.