Madencilerin yaşadığı olayın en önemli tarafı belki de burası. “Sıradan” diyorum; önemsiz olduğu için değil, çalışma hayatında benzer olayların çok sık yaşandığı için. Bugün maden işçisi, yarın tekstil işçisi, başka bir gün metal işçisi veya konkordato ilan eden bir şirketin çalışanları aynı sorunla karşı karşıya kalabiliyor.
İşverenin mali sıkıntısı, şirketin el değiştirmesi, fabrikanın kapanması veya patronun ödeme yapmaması halinde aynı soru tekrar karşımıza çıkıyor: İşçinin alın teri nasıl ve ne kadar sürede güvence altına alınacak?
Bir işçi ücretini alamadığında çalışmaktan kaçınma hakkına sahip. İş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir, arabuluculuğa başvurabilir, dava açabilir, icra takibi yapabilir, sendikası aracılığıyla mücadele edebilir ve anayasal sınırlar içinde toplantı ve gösteri hakkını kullanabilir. Kağıt üzerinde bunların tamamı önemli haklar.
Ama işçinin ihtiyacı çoğu zaman “Bir gün hakkımı alırım” değildir. İşçinin ihtiyacı bugün ücretidir.
Bu nedenle çalışma hukukunun önündeki asıl mesele yalnızca yeni haklar yaratmak değil, mevcut hakların hızlı, etkili ve caydırıcı biçimde uygulanmasını sağlamaktır.