'Hükümetin 'makul şüphe' şartına geri dönmesi keyfi, zorba bir iktidar anlayışı'

 

Eski Avrupa İnsan Mahkemeleri (AİHM) yargıcı ve CHP milletvekili Rıza Türmen, Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki (CMK) son değişiklikleri ‘keyfi, zorba bir iktidar anlayışı’nın ürünü olarak değerlendirip, “Hukuk, rafta duracak, işinize geldiği zaman raftan indirilecek, kullanılacak, işinize gelmediği zaman tekrar rafa koyacaksınız. Bu, hukuk devleti değildir” diye konuştu.

Her olayda değişikliğe gidilmez

Bugün’den Seda Şimşek’e konuşan Türmen hükümetin her olayda Ceza Kanunu ve CMK’da yeni bir düzenlemeye gitmesinin yasaların güvenilirliği ve istikrarını tehlikeye attığını söyledi.

riza turmen
Fotoğraflar: DHA

 

Ceza kanunu çıkarmanın önemli bir iş olduğunu belirten Türmen, “İkide bir önlük değiştirir gibi kanun değiştirmek olmaz. İktidarlar keyfi istediği, çıkarları gerektirdiği zaman Ceza Kanunu’nda, CMK’da değişiklik yaparsa hukuk devleti olmaktan çıkılır. Her olaya tepki olarak kanunda değişiklik yapılmaz” dedi.

İktidarın çıkarına hangisi uygunsa o değişiklik

Türmen, CMK’daki değişikliklerin iktidarın kendi çıkarlarına göre yapıldığını savunarak, arama, dinleme ve gözaltı yapma koşullarında ‘makul şüphe’ kriterinin 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından ‘somut delillere dayalı kuvvetli şüphe’ye çevrildiğini hatırlattı.

riza baris gulerTürmen, “O soruşturma kapsamında olabilecek kendilerine yakın kişilerin evlerinin aranmasından korktukları için bunu güçleştirmişlerdi. Derken soruşturmalar kapandı, bu endişe ortadan kalktı. Şimdi onlar, kendilerini protesto edenleri, muhaliflerin evlerini filan aramak istiyor, onun için tekrar eski kritere dönüp, makul şüpheyi getirdiler” diye konuştu.

Türmen, bu durumu şöyle değerlendirdi: “Hukuk, rafta duracak, işinize geldiği zaman raftan indirilecek, kullanılacak, işinize gelmediği zaman tekrar rafa koyacaksınız. Bu, hukuk devleti değildir. Bu keyfi, zorba bir iktidar anlayışıdır.”

Önemli olan hakim kararının açık olması

Türmen, Avrupa standartları uygulandığında ‘makul şüphe’ kriterinin getirilmesinin doğru olduğunu belirtse de arama ve dinlemeler için sınırların belirgin olması gerektiğini kaydetti: “Hâkimin verdiği arama kararı çok açık olmalı. Yani, kimin evinin, ne kadar süre ile hangi suç için aranacağı, o arama sonucunda ne gibi delillere, belgelere, eşyalara el konulabileceğinin açıkça yazılması lazım. Burada çünkü insanın özel yaşamı ihlal ediliyor. Özel yaşam ihlalinin çok ciddi nedenlere dayanması lazım. Hâkim kararında güvenceler olması lazım. Önemli olan budur.”

Yüz kapatma şiddet unsuru değil

kobani diyarbakir protesto1Yeni güvenlik paketiyle getirilen maske takanlara müdahale, gözaltı süreleri, molotofkokteyli ile ilgili düzenlemelerin uluslararası standartlara uygun olmadığını kaydeden Türmen, “Yüz kapatma şiddetin bir unsuru değil. Bir insanın yüzünü kapatması, onun şiddete başvuracağı anlamına gelmez. Polis tamamen keyfi karar verecek, bu kabul edilemez. Türkiye aslında her demokrasi paketi ile ileriye değil daha geriye gitti” diye konuştu.

Türmen, toplantı hakkının da Türkiye’de keyfi olarak ihlal edildiğini hatırlatarak, “Türkiye’de beş kişi şurada toplansa, hemen polis üzerlerine yürüyor, ‘Kanunsuz gösteri yapıyorsunuz’ diyor. Niçin kanunsuz? Kimse sormuyor. Kanunlarda izin alma zorunluluğu yok ama sanki izin zorunluluğu, şartı varmış gibi uygulanıyor. ‘Yolu kapatıyorsunuz’ diyorlar, tabii ki yol kapanacak” dedi.

Türmen, önceden AİHM’in verdiği toplantı ve gösteri hakkının ihlali kararlarına uyumlu değişiklikler yapılması gerektiğini belirtti.