House of the Dragon'daki doğum sahnesi 'tokofobi'yi tetikledi

House of the Dragon’ın ilk bölümündeki doğum sahnesi, ‘Westeros Dünyası’ndaki şiddete alışık olan’ izleyicilere bile ‘fazla geldi’. Dikkat, bu yazı diziyi henüz izlememiş olanların keyfine limon sıkabilir, bir başka deyişle ‘spoiler içerir.’

House of Dragon'ın ilk bölümündeki doğum sahnesi, neden Westeros Dünyası'ndaki şiddete alışık olan' izleyicilere bile 'fazla geldi'. Dikkat, bu yazı diziyi henüz izlememiş olanların keyfine limon suyu sıkabilir, bir başka deyişle 'spoiler içerir.'
Fotoğraf: HBO

Games of Thrones izleyicisinin şiddet sahneleri karşısındaki toleransı yüksektir. Hatta o kadar yüksektir ki kafaları kesilip diri diri yakılan insanlara izlerken kılları kıpırdamaz.

Ancak dizinin spin-off’u House of the Dragon’ın ilk bölümündeki doğum sahnesi izleyenleri, özellikle de kadın seyircileri rahatsız etti. Rahatsız etmek hafif kalmış olabilir, ‘terörize etti’.

Sahneyi hatırlayalım: Kraliçe Aemma (Sian Brooke) Targaryen tahtının varisi olabilecek bir bebek doğurmaktadır. İşler yolunda gitmez, komplikasyon meydana gelir (bebek breech pozisyonunda kalır). Karısını sevse de zayıf bir karakteri olan Kral Viserys (Paddy Considine) bebeği kurtarıp kraliçeyi ölüme terk etme emrini verir.

Online Slate dergisinde bu sahneyle ‘tetiklenen‘ izleyicilerin tepkilerini derleyen bir yazı yayımladı.

Yazıya göre, kadın izleyiciler, Reddit gibi platformlarda özellikle anne ve anne adaylarına yönelik ‘bu sahne travmaya sebep olabilir’ şeklinde uyarı mesajları yayımladı.

Bir başkası “Üç ay önce doğum yaptım, bu sahne beni çok tetikledi, çok fazla geldi. Ağlamaktan gözlerim kan çanağına döndü” diye yazdı.

Sahneden etkilenen kadınlar, erkek partnerlerinin bazılarının kendilerini anladığını, bazılarınınsa verdikleri tepkiyi abartılı bulup ‘güldüğünü söyledi.

‘Televizyon yayınlarında doğum travmasını tetikleyici sahneler olduğuna dair bir uyarıcı bulunması gerektiğini’ belirten ve “Çok fazla konuşulmuyor ancak doğum travması aslında son derece yaygın ve doğum sahneleri bunu çok tetikliyor” diyen kadınlar oldu.

Doğum korkusu: Tokofobi

Grafik doğum sahneleri yalnızca geçmiş travmaları değil ‘tokofobi’yi yani doğum fobisini de tetikleyebiliyor.

Tokofobi genellikle ilk gebelikte ortaya çıkıyor çünkü insan bilinmeyenden korkuyor. Sonuçta ağrılı ve kanlı bir olgu olan doğum, hiç doğurmamış bir kadında, ‘ne yaşayacağım, nasıl bir acıyla karşılaşacağım, her şey yolunda gidecek mi’ gibi kaygı veren sorulara neden oluyor.

Kadınların bilinçaltında ‘ne doğuracağım’ korkusu da oluyor.

Korku filmleri kolektif bilinçaltımızı yansıtıyor

Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Psikiatri Doç. Dr. Naz Berfu Akbaş’ın Vogue Türkiye’ye 2013’te verdiği bir röportajdan okuyoruz: “Daha eski yıllarda kadınlar ‘kız mı olacak erkek mi’, stresi yaşardı. Çünkü yaşanan çevreye  göre belki kız olursa kocası üzerine kuma getirecek ya da kız bebek öldürülecek! ‘Acaba sakat mı doğacak’ kaygısından, psikotik formlarda ‘ya içimden bir yaratık çıkarsa’ya kadar gidebilen bir spektrum sözkonusu. Nitekim doğa dışı bir şey doğurmak birçok korku filminde (Rosemary’nin Bebeği, Sinek, Alien) işlenen bir tema. Bu durum toplumsal bilinçaltımızı da yansıtır.”

İlkel kabilelerde doğum hikayesi anlatmak yasak

Akbaş aynı yazıda, ‘bedenim parçalanacak’, ‘kimse bana yardım edemeyecek’, ‘bebeğim içeride sıkışıp ölecek’ gibi korkuların da tokofobiye dahil olduğunu belirtiyor.

Fotoğraf: Pexels/Daniel Reche

Bir kuşağın filmlerde bağıra çağıra, kan ter içinde doğurmaya çalışan kadınlarla büyüdüğünü, ‘annem beni doğururken ölmüş’ repliğinin bilinçaltımıza işlendiğini söylüyor: “Laurence Pernoud’nun ‘Bir Çocuk Bekliyorum’ kitabından biliyoruz ki bazı ilkel Afrika kabilelerinde kadınların doğum yapacaklara kendi doğum hikayelerini anlatmaları yasak. Ve bu kabilelerde kadınlar çok rahat ve kolay doğuruyorlar.”