Sayın Erdoğan’ın ‘Yeni Türkiye’sinin hayırlı olmasını dilerken, ‘eski Türkiye’nin de bütünüyle eskimediğini hatırlamak gerekiyor. Çankaya Köşkü, Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın metaforudur. Cumhurbaşkanı olmak, günlük konuşma dilinde ‘Köşk’e çıkmak’tı; veto edilen bir yasa tasarısı ‘Köşk’ten döndü!’ diye dile getirilirdi.
Sayın Erdoğan, Eski Türkiye’nin metaforlarını da değiştiriyor;- belki de Çankaya ‘Cumhurbaşkanı ile cumhur arasında zayıflayan bağlar’ı temsil ettiği için! Köşk’ü başbakana tahsis ederek, Çankaya’nın [‘Köşk’ün] Cumhuriyet tarihindeki ayrıcalıklı statüsünü düşürdüğünü hesaba katmamış görünüyor!
… İnönü, kim ne derse desin büyük bir devlet adamıdır. Ne 1954 doğumlu yeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ne de 1959 doğumlu yeni Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, 2. Dünya Savaşı’nın o muhataralı, ürkünç ve bunaltıcı günlerini yaşamadılar. 1943 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, ilkokul 1. sınıf öğrencisi Hilmi Yavuz gibi, Almanların ya da Rusların Türkiye’yi işgal korkularını meş’um karartma gecelerinin kâbuslarıyla, gece rüyalarına giren Guderian panzerlerinin yatak odalarında dolaşmalarının dehşetini tanımadılar. Çayı kuru üzümle içmediler; nüfus cüzdanlarında ‘ekmek karnesi verildi’ kuponları yoktu onların…