Hekimler isyanda: Beş dakikada muayene kaza yaptırır

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

Kamu hastanelerinde, Merkezi Hekim Randevu Sistemi’ndeki (MHRS) randevu aralığının beş dakikaya düşürülmesi hekimleri isyan ettirdi. Bu kadar kısa sürede hastaların sadece ‘görülebileceği’ ancak fizik muayene, tanı ve tedavinin aksamasının kaçınılmaz olduğu belirtildi.

Pandemi nedeniyle konan istifa yasağının kaldırılmasıyla kamu hastanelerinde çalışan pek çok hekim ya istifa etti ya da emekli olmayı tercih etti. Bazıları özel sektöre kayarken bilhassa nispeten genç olanlar mesleklerini yurt dışında sürdürmenin yolunu arıyor. Hekim sayısındaki azalma ve başka bazı faktörlerin etkisiyle hastaların randevu almakta zorlanması, şikayetlerin artması üzerine MHRS randevularındaki aranın beş dakikaya indirilmesi gündeme geldi. 

Polikliniklerdeki hekimlerin hemen hiçbirinin tıbbi sekreteri bulunmuyor. Hasta geldiğinde sisteme kaydetmeleri, şikayetleri ve öyküsünü dinleyerek yine not etmeleri gerekiyor. Fizik muayene, tetkiklerin istenmesi, daha sonra incelenmesi ve tüm bunlara göre tedavinin planlanması gibi süreçlerin beş dakikada tamamlanması olanaksız.

Türk Toraks Derneği’nin 80’den fazla merkezden hekimle yaptığı araştırmada optimum muayene süresinin en az 20 dakika olması gerektiği sonucu çıkmıştı.

Hekim kaza yapmaya zorlanıyor

Söz konusu araştırmayı koordine eden Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, “Beş dakikalık muayene randevuları, bir otobüs şoförüne ‘Dört saatte İstanbul’dan Antalya’ya git’ denmesinden farksız. Bu uygulamanın kazananı olmaz. Hekimi 20 dakikada yapılması gereken bir işi 5 dakikada yapmaya zorlarsanız kaza yapmaya yani yanlış tanı ve tedaviye zorlarsınız” dedi. 

Muayenede süre kısıtlaması ve kapıda başka hastaların beklemesinin hekimler üzerinde baskı yarattığını söyleyen Dr. Kılınç, şunları anlattı: “Hastaya yeterince zaman ayırabilme şansına sahip olanlar daha doğru tanı koyuyorlar. Baskı hisseden hekim, tetkik isteyip, dinlemeden hastayı biran önce gönderiyor. Oysa ki şikayetler bir çok organ hastalıklarında ortak. Örneğin nefes darlığı, kalpten, akciğerden, kas veya damar hastalıklarından kaynaklanabilir. Bunu ayırt etmek için hastayı çok iyi dinlemek gerekiyor. Hipokrat’tan bu yana, hekimlere hastalıkların tanı ve tedavisi için en çok yardımcı olan ve bugün de geçerliliğini koruyan iki tanı yöntemi var. Biri iyi, detaylı öykü almak, ikincisi de yine detaylı ve iyi bir fizik muayene yapmak. Bunlar dışında diğer testler yardımcı araçlar. Türkiye’de maalesef, ‘Tomografi ya da PET çektireyim çıkan sonuca göre karar verelim’ algısı var. Bu da gereksiz tetkikleri artıran bir süreç. “

Hastalar kapı önlerinde birikecek

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Recep Koç, hastanelerin randevu süresinin, Sağlık Bakanlığı’ndan gelen talimatla düzenlendiğini hatırlatarak şunları söyledi: “Beş dakikada, hasta kapıdan girer. Ama bu kadar kısa sürede şikayetlerini anlatabilir mi, hekim muayenesini yapabilir mi? Gelen her hastanın sisteme girişini yapıyoruz, teşhisini, ilaçlarını yazıyoruz. Laboratuvar tetkikleri istediysek onu da ekliyoruz. Sonra da çıktılarını alıp yorumlarımızı yapıyoruz. Tüm bunlara 5 dakika yeter mi?”

Hekimlerin hastaya, “Beş dakikan doldu, çık” diyemeyeceğini vurgulayan Dr. Koç şöyle devam etti: “Bu kez kapı önlerinde hastalar birikecek. Gerginlik, şiddet yaşanacak. Hekim kapısındaki kalabalığı düşündüğü zaman, gerektiği gibi muayenesini yapamayacak. Laboratuvar, görüntüleme tetkikleri daha çok istenecek. Ayrıca hastaların anlattıklarının, laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerinin yorumlanması için de yeterli zaman gerekiyor. Bunların doğru yapılmaması halinde hastalıklar gözden kaçabiliyor. Tanı doğru konamayabiliyor. Malpraktis davalarına yol açabiliyor. Hastalar doktor doktor, hastane hastane dolaşıyor.”

‘Hasta görülür ama muayene edilemez

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Murat Ekmez, beş dakikanın muayeneye değil,  sadece hastayı görmeye yeteceğini söyledi. Sürenin hastanın şikayetlerini, kendisi ve özgeçmişini bile anlatmaya yetmeyeceğini belirten Dr. Ekmez şöyle konuştu: “Sağlık Bakanlığı yaptığı yanlışları, hekimlerin baktığı hasta sayısını artırarak çözemez. Hekimler, hastayla göz göze gelmeden, söylediklerini bilgisayara not düşüyor. Hastaya dokunmadan tetkik isteyen, bilgisayarı başında, hastanın söylediklerini oraya not düşen, reçetesini yazan bir hekimlik hattı oluşturdu bu durum. Bundan hekimler de hastalar da şikayetçi.”

Dr. Ekmez, gelinen noktada hekimlerin çalışma pratiğinin de inanılmaz biçimde yozlaştığını ileri sürdü: “Sahada koruyucu sağlık merkezli düşünen hekim yok. Artık kapıdan girenin şikayetini soruyor, ‘Neyiniz var?’ diyoruz. Halbuki örneğin hasta 40 yaşın üstündeyse, ‘Mamografi çektirdiniz mi?’,  menopozdaysa ‘Kemik ölçümü yaptırdınız mı?’ gibi soruları da sorabilmeliyiz.”

Pandemi koşullarında 5 dakikalık aralarla, odalar havalandırmadan hasta kabulünün doğru olmadığını belirten Ekmez, “Kabul edilebilir bir durum değil. Bütün poliklinikler kapalı alanlar. Penceresi bile açılmıyor. Her hastadan sonra biraz bekleyip, odayı havalandırmak gerekiyor. Bu hasta yoğunluğunda bunu yapmak mümkün değil” dedi.

Hasta beş kez gidip gelmek zorunda kalır

Dr. Nazım Hikmet Süveran şunları söyledi: “Muayene aralıkları beş dakikaya çekilirse, ben hastanın suratına dahi bakamam. Ancak tetkik isterim ki muhtemelen hatalı olur. Hasta belki beş kez gidip gelmek zorunda kalır. Hasta mutsuz, hekim mutsuz.”

Süveran sosyal medya hesabı üzerinden de “Hekimler olarak biz sizin emrinizde falan değiliz, sıhhatinizin derdindeyiz. Bizi sizin emrinizde göstermeye çalışanlar da sizin sıhhatinizi düşünmedikleri için size beş dakikalık bir görüşmeyi reva görüyor. Biz, insan hayatının değerine inanan hekimler bunu reddediyoruz, siz de edin!” diye yazdı.

Dr. Fatih Düz, “Beş dakika ile de sistem çalışır mı? Evet bir şekilde çalışır. Daha özensiz, daha çok doktor hatasına açık, daha tatminsiz ve sorularına cevap alamamış en nihayetinde iki tarafında mutsuz olacağı bir şekilde. Peki kazanan?“ dedi. 

TTB Sağlık Bakanlığı’nı uyarmıştı

Öte yandan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Sağlık Bakanlığı’na, MHRS randevu aralığının beş dakikaya düşürülmesi ve hekimlerin günde 90’dan fazla hastaya bakmak zorunda bırakılmasının ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunmuştu. 

TTB uyarısında, muayene süresinin kısa tutulmasının, sağlık hizmeti gereksiniminin artması ve kişi başına yıllık ortalama dokuz poliklinik başvurusunun da temel nedenlerinden biri olduğunu belirtmişti. 

Açıklamada şu ifadelere de yer verilmişti: “Yeterli ve nitelikli tanı ve tedaviye ulaşamayan yurttaşlarımız, beş dakikalık muayenelerle iyi bir hekim ve hasta ilişkisi kurulamadığından, hastane ve aile sağlığı merkezlerimizde daha sık muayeneye başvurmakta. Bu da sağlık cari harcamalarımızı artırmakta. Gereksiz ilaç kullanımına yol açmakta ve malpraktis konusunda şikayetleri de artırarak bir kısır döngüyle hekimlerimizin iş yükünü olumsuz etkilemektedir.”