NUR BANU KOCAASLAN
nurbanukocaaslan@diken.com.tr / @nurkocaaslan
İmralı Heyeti üyesi HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, iki ayı aşkın süredir varolan çatışma ortamının siyasetin sesini duyurmada zorluklara yol açtığını belirtirken, AKP’nin savaş siyasetinin bilhassa ‘fırtına gençleri’ olarak tabir edilen Kürt gençlerinde demokratik çözüme yönelik duygusal bir kopuş yarattığını kaydetti.
Diyarbakır’da bir grup gazeteci ekibi olarak buluştuğumuz Baluken’le barış sürecinin ‘buzdolabına konulduğu’ andan itibaren bölge halkının yaşadıklarını, sivil siyasetin çatışma ortamında ne derece etkili olabildiğini ve Öcalan-Kandil-HDP eksenindeki ilişkileri konuştuk.

Baluken, 1 Kasım’a kadar PKK’nın ilan ettiği çatışmasızlık kararının yeni bir şans doğurabileceğini aktarsa da, bilhassa bölgenin en ağır şartlardan geçtiği 90’lı yıllarda yetişen ve ‘fırtına gençliği’ diye anılan nesilde 7 Haziran’dan bu yana ciddi bir kırılmanın gerçekleştiğine de işaret etti.
Büyük bir duygusal kopuş yaşanıyor
Baluken, “HDP projesinin boğulması durumunda biz bu umutsuzluğun giderek artacağını ve demokratik siyasetin çözüm aracı olmasıyla ilgili inançlarını yitireceğini düşünüyoruz. Şu anda insanlarda büyük bir duygusal kopuş yaşanıyor özellikle genç kesimde, fırtına gençliği dediğimiz 90’lı yıllarda doğup büyümüş ve şu anda da mezarlıkların savaş uçaklarıyla bombalandığını gören, cenazelerin sürüklendiğini gören, en yakın arkadaşının yanı başında kurşunlanarak öldürüldüğünü gören gençler arasında” derken, HDP’nin bu duruma karşı bir ‘sigorta’ işlevi olduğunu kaydetti.
Bu insanları barışçıl çözüme inandırmak o kadar kolay değil
HDP’nin bu duygusal kopuşun fiili kopuşa dönüşmemesi için herkesin sahip çıkması gereken bir proje olduğunu söyleyen Baluken, “Ama bu konuda hükümetin bunu görebildiğine emin değiliz biz. HDP’nin ortak vatanda birlikteliği savunan çizgisi büyük bir başarı elde edilir, Meclis’te 7 Haziran’daki gibi darbe konseptiyle parlamento işlevsiz bırakılmaz, komisyonlar aracılığıyla gelişme sağlanabilirse bu kırılmada düzelme yaşanabilir” dedi.
Ancak süreç böyle devam ederse HDP’li vekile göre, “Bu insanları barışçıl çözüme inandırmak o kadar kolay değil.”
‘İkna edilmesi’ gereken taraf sadece genç Kürtler değil
Sıkça dile getirilen PKK’nın çatışmaların tarafı olmasıyla HDP’ye zarar verdiği görüşüne Baluken’in yanıtı ise savaş ortamının seslerini duyurmakta işlerini zorlaştırdığı, ancak savaşta ısrarcı tarafın AKP olduğu yönünde. Bunu da yaptıkları silahların susması çağrısına taraflarca verilen yanıtlarla anlattı.
HDP Grup Başkanvekili, “Demokratik siyasi çözümün yolunun açık olmasını isteriz. Tabi ki çatışmalı ortamlarda demokratik siyasetin sesinin kısıldığı, çok fazla kitlelere ulaşamadığı zorluklar yaşadık bu dönemde. Bu yönüyle çatışma hiç olmasaydı HDP olarak bundan çok büyük memnuniyet duyardık. Ancak AKP’nin burada yürüttüğü operasyonel süreçlerini, bir gecede 400 gerillaya yönelik Kandil’e yönelik hava operasyonlarını, bölgede sivil halka yönelik katliam girişimleri yaptığını da biz biliyoruz, bölge halkı biliyor” yorumunu yaptı.
Baluken’e göre ‘ikna edilmesi’ gereken taraf sadece genç Kürtler değil, HDP’nin ‘terörle arasına mesafe koyması gerektiği’ argümanına yaklaşımını da anlatabilmesi gerekiyor.
Aynı tutumu Ankara’da göremedik
7 Haziran’da Türkiyelileşme vurgusunu yapan partisinin buna ilişkin duruşunu ise şöyle anlattı Baluken: “Kandil ya da KCK bu kadar ağır saldırı altındayken kendilerini savunmak adına bu çatışmaya girmiş olabilirler. Yaptıkları açıklamalarda meşru savunma temelinde kendilerini ve halkı savunmak adına böylesi bir durumu yaşadıklarını defalarca ifade ettiler. Bizim açımızdan önemli olan, bu fiili durum ortaya çıktıktan sonra barışçıl çabalarla ilgili tarafların gösterdiği tutumdur. Şunu yapamayız, çatışan iki taraf var ama iki tarafın barış çabalarıyla ilgili tutumunu aynı kefeye göre değerlendiremeyiz. KCK barış çağrılarını anlamlı bulduğunu defalarca ifade etti ama aynı tutumu Ankara’da görmedik.”
Bize oy veren PKK’ye gönül vermiş kesimlerin tamamı da çözüm istiyor
Çatışmasızlığa geri dönülmesi için operasyonların durdurulması gerektiği çağrısının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP tarafından reddedildiğini söyleyen HDP’li vekil, “Son PKK’li imha edilene kadar devam edeceğiz dediler. Dolayısıyla böylesi bir yaklaşım içerisinde KCK’nin ya da Kandil’in boynunu ölüme uzatmasını beklemek de çok gerçekçi bir beklenti değil. Çatışmasızlık ortamının tek taraflı olarak hayata geçmesine devletin yanıt vermesi, operasyonların durdurulması, müzakere masasına yeniden barış iradesini koyması gerekir. Bu gelişmeler olmadıkça bir taraf saldıracak diğer taraf da kurbanlık koyun gibi boynunu uzatacak gibi bir denklem gerçekçi görünmüyor” diye konuştu.
Bir başka konu ise Demirtaş’ın, ‘Savaş isteyenler bize oy vermesin’ çıkışıyla ilgili. Bu çıkış Kandil’e karşı atılmış bir hamle mi diye sorulan Baluken şu yanıtı verdi, “HDP’ye oy veren taban içinde PKK’ye sempati duyan büyük de bir kesim var. Ortak bir tabana hitap etmemizden dolayı belli ayrımları ortaya koyabilmemiz son derece güç. Bu şekilde oy sonuçları üzerinden HDP ve PKK’nin birbirine karşı pozisyonlarını değerlendirmek de bence doğru değil. Bize oy veren 6 milyon içinde PKK’ye gönül vermiş kesimlerin tamamı da demokratik çözüm istiyor. PKK’nin tabanı illa ki savaş istiyor gibi bir anlayış hakimse bunu kabul etmek mümkün değil.”
Demirtaş’ın çağrısını PKK tabanı da sahiplendi
Kandil’e süreç içinde defalarca gittiğini hatırlatan HDP’li vekil, şöyle devam etti: “PKK de kendi tabanı da barışçıl yöntemlerin öne çıkmasını istiyor. Uzun zamandır hükümetin yaptığı kirli bir politika var. Sanki bölgede silah zoruyla oy veriliyor gibi bir algı yaratıyor, sanki HDP’nin burada savaş dışında oy alma koşulları yokmuş gibi formüle ediyorlar. Sayın eş genel başkanımız HDP’nin siyasi gücüne duymuş olduğu özgüvenle bu çağrıyı yaptı. Bu çağrının PKK tabanından da sahiplendiğini düşünüyoruz.”
Baluken sık sık yapılan ‘PKK-Öcalan’ kıyaslamasını da örnek verirken şunları söyledi: “PKK-Öcalan ayrı düşünüyor da ortaya çıkan sonuçlara göre çatışacaklar gibi düşünceler devletin psikolojik savaş yöntemleriydi. Buralardan bir sonuç almak mümkün değil. PKK ayrı bir kurumsal bir yapı, HDP legal bir çizgide çerçevesi belirlenmiş bir parti, sayın Öcalan Kürt hareketinin bütün bileşenlerinin önder olarak gördüğü konumda. Eğer Kürt meselesiyle ilgili bir saimiyet varsa bu tarz ayrılıkları okumak yerine birbirini tamamlayan mevcut özelliklerine bakmakta fayda var diye düşünüyorum.”
* P24 Diyarbakır seçim turu kapsamında gerçekleştirildi.