Haydar Ergülen: Şiirin hala yazılıyor olması, onun nasıl da inatçı bir keçi olduğunun delilidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Tıpkı herkesin “hayırsız”, bir işe yaramaz olarak gördüğü evladın, sonunda evin, ana babanın yanında olduğu gibi, şiir de sözcüklerin elinden tutar, onları gezdirir, dolaştırır, su içirir, başkalarıyla tanıştırır, sistemin kötü, adaletsiz, eşitliksiz, haksız olduğunu, yeryüzününse güzelliklerle dolu olduğunu gösterir. Sisteme karşı durmayı, yeryüzünün yanında olmayı öğretir, bunun için kışkırtır, kuşku duymanın coşkusuyla doldurur sözcüklerin ve okurların içlerini.

Şiirin hala yazılıyor olması, okunuyor olması, konuşuluyor, paylaşılıyor, tartışılıyor olması, onun nasıl da inatçı bir keçi olduğunun delilidir. Şiir kuzu postuna bürünmüş keçidir. Ona da böylesi yakışırdı, metafor olduğu için değil, direndiği, var kaldığı, ve en umutsuz, karanlık zamanlarda bile kıpırtısını sürdürdüğü, mevzisini terk etmediği için.

Şiir, o “hayırsız”dır işte, ne işe yaradığı sonunda ve sonradan anlaşılan.

Haydar Ergülen’in yazısı