‘Havuz medyası’ olarak bilinen grubun amiral gemisi Sabah’ın yazarı Engin Ardıç, bugünkü köşesinde Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusu Aslan üzerinden devrimcileri diline doladı.
6 Mayıs 1972’de idam edilen devrimciler için Ardıç, “Şimdi yetmişine merdiven dayamış ihtiyarlar olacaklardı… ‘Fidan’ kaldılar. Vurulmaları ya da asılmaları gerekmezdi, işledikleri ahmakça suçlar ‘adi suç’ kapsamına giriyordu” diye yazdı.

‘Hamamcı Ali’yi sormuş’ başlıklı yazısında Ardıç, Gezmiş, İnan ve Aslan için yapılan anma törenlerini diline doladı.
“Acaba iddia edildiği gibi ‘milyonlarca insanın gönlüne’ mi yerleşmişlerdi” diye soran Ardıç, kendi sorusuna şu yanıtı verdi: “O zamanlar halkın genel havası ‘Yiğit çocuklarmış ama çok yanlış yaptılar’ şeklindeydi. Bu kanı kırk dört yıl sonra da değişmiş değildir. Sol, hep ağlıyor. Dönem dönem tokadı yiyip yiyip ağlamayı seviyor. Darbe olunca ya çil yavrusu gibi dağılıp kaçacak delik arıyor ya kuzu kuzu teslim olup ağlamaya kaldığı yerden devam ediyor. Ne ‘altmış sekiz kuşağının’ morukları ne de ‘seksen kuşağının’ orta yaşlıları o görünürde pek sevdikleri özeleştiri’yi yapmaya bir türlü yanaşmıyorlar. ‘Güzelleme’ ve ‘yiğitleme’ çok daha kolaylarına geliyor.”
Gezmiş ve arkadaşlarının, olmayacak zamanda ‘saçma sapan’ eylemler yaparak faşizme çanak tuttuğunu savunan Ardıç, sözlerine şöyle devam etti: “Yani düşmanlarına çalışmış oldular. Ne Türkiye’yi tanıyorlardı ne de Anadolu köylüsünü. Burayı ’emperyalizmin pençesinde yarı feodal, yarı sömürge bir ülke’ olarak kabul ediyorlardı, Cezayir gibi, Kongo gibi bir Üçüncü Dünya garibanı… Çünkü onlara öyle öğretilmişti. İki çakaralmaz altıpatlarla devrim başlatacaklardı, köylü onları bağrına basacak ve onlarla birlikte şehirlere yürüyecekti…”