Kamu ve özel hastanelerin tehlike düzeyinin ‘çok tehlikeli’den, ‘tehlikeli’ sınıfına düşürülmesi girişimi tepkilere yol açtı.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap konunun sadece hastanelerde çalışan yüzbinlerce çalışanı değil, sağlık hizmeti alan milyonlarca vatandaşı da doğrudan ilgilendirdiğini söyledi.

Hastanelerin tehlike sınıfını düşürmek için ilk adımı Sağlık Bakanlığı attı. Bakanlık 2 Ocak 2026’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Tehlike Sınıfları Komisyonu’na kamu hastanelerinin ‘çok tehlikeli’ sınıfından ‘tehlikeli’ sınıfına düşürülmesi için başvurdu.
Bunun üzerine İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü paketin içine özel hastaneleri de kattı. 13 Ocak’a Tehlike Sınıfı Komisyonu toplantısında mesele görüşüldü. TTB ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) usul itirazları üzerine komisyon toplantısı 17 Şubat’a ertelendi.
Bu arada TTB ve TMMOB, Sağlık ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının ilgili daire başkanlıklarından girişimin doğru olmadığını anlatabilmek için randevu talep etti. Ancak talebe karşılık verilmedi. İki birliğin yanı sıra çok sayıda uzmanlık derneği, bilim insanı, sendikanın da katkısıyla hazırlanan bilimsel rapor komisyon toplantısında sunulacak.
TTB, TMMOB, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), İşyeri Hekimleri Derneği (İYHD), İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu (İSAF) ve Sağlık Çalışanlarının Sağlığı (SÇS) Çalışma Grubu birlikte düzenledikleri basın toplantısında Sağlık Bakanlığı teklifi geri çekmeye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ysa ilgili kanunun eksiksiz uygulanmasına davet edildi.

‘Sağlık Bakanlığı işveren gibi düşünüyor’
Kurumların ortak görüşüne göre asıl amaç işçi sağlığı ve güvenliği personel sayısını azaltmak, zor bulunan A sınıfı iş güvenliği uzmanını istihdam etmekten kurtulmak, sorumluluk ve maliyetleri azaltmak. Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki asıl sorumluluklarını unutarak, süreci bir işveren mantığıyla yürüttüğü düşünülüyor.
Halen kullanılan Tehlike Sınıfı Tablosu’nda kamu ve özel kurumlarda verilen insan sağlığına yönelik özel ihtisas gerektiren yataklı hastane hizmetlerinin tümü ‘çok tehlikeli’ sınıfta. Ayrıca hastane içinde yapılan diğer işlemler ayrı ayrı ‘çok tehlikeli’ sınıfta yer alıyor.
Temel eczacılık ürünlerinin hammaddelerinin imalatı (kanın işlenmesi dahil), ışınlama, elektromedikal ve elektroterapi ekipmanlarının onarım ve bakımı, gazın depolanması, tehlikeli atıkların depolanması, radyoaktif atıkların düzenli veya kalıcı olarak depolanması, diğer atık yönetimi hizmetleri; adli tıp laboratuvarlarının faaliyetleri; ameliyathanelerin sterilizasyonu faaliyetleri; tıbbi laboratuvar faaliyetleri; tanı amaçlı görüntüleme faaliyetleri gibi tüm işlemler ‘çok tehlikeli’ sınıfta tanımlı.
Öte yandan Tehlike Sınıfları Tebliği’nde ‘işyerinde birden fazla asıl iş tanımına uygun faaliyetin yürütülmesi halinde, bu işlerden tehlike sınıfı yüksek olan iş esas alınır’ ifadesi bulunuyor.
Fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikolojik risk çok
Ortak açıklamayı TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Figen Şahpaz okudu. Açıklamada özetle şu görüş ve uyarılar yer aldı:
“Söz konusu öneri bilimsel açıdan değerlendirildiğinde de benzer sorun karşımıza çıkmaktadır. Hastaneler fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal birçok riskler barındırmaktadır.
Fiziksel risk faktörleri: Gürültü, iyonizan radyasyon, parlak ışık, loş ışık, titreşim, sıcak/soğuk ortam, elektrik, elektromanyetik alan, ultraviyole, lazer ışınları;
Kimyasal risk faktörleri: Kemoterapi ilaçları, karsinojen-mutajen maddeler, formaldehit, alkoller, temizlik maddeleri, anestezik gazlar, laboratuvar kimyasalları, oksijen başta olmak üzere yanıcı-patlayıcı-toksik gazlar, ısınma amaçlı doğalgaz, hidrojen peroksit, kuvvetli asitler ve bazlar, ilaçlar ve farmasötik kimyasallar, etilen oksit başta olmak üzere sterilizasyon dezenfeksiyon kimyasalları;
Biyolojik risk faktörleri: COVID, influenza, hepatit B başta olmak üzere her türlü viral etkenler, bakteriyel etkenler, mantarlar, parazitler, tıbbi atıklar;
Ergonomik risk faktörleri: Ağır kaldırma, itme-çekme, sürekli ayakta çalışma, ekranlı araçlarla çalışma, eğilerek çalışma başta olmak üzere her türlü ergonomik risk etkenleri;
Psikososyal risk faktörleri: Vardiyalı çalışma, aşırı iş yükü, şiddet başta olmak üzere her türlü psikososyal risk etkeni.
Hastaneler bütün bu risk etkenlerinin tamamının bulunduğu, oldukça karmaşık işyerleridir.
İşin yürütülme koşulları nedeniyle vardiyalı çalışma, uzun saatler çalışma, aşırı çalışma, hızlı çalışma oldukça sıktır.
Hastaneler ayrıca sadece sağlık çalışanlarının bulundukları işyerleri değildir, bu risklerin çoğu hastaları, hasta yakınlarını ve ziyaretçileri de etkilemektedir. Tehlikeli tıbbi atıklar çevreye ve toplum sağlığına da olumsuz etki yaratmaktadır.
Şiddet tek başına büyük tehlike
COVID-19 pandemisi döneminde, kayıtlara göre 210’u hekim olmak üzere toplam 557 sağlık çalışanı hayatını kaybetmiştir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının kaydedildiği ve Ocak 2016’dan itibaren yürürlükte olan Beyaz Kod uygulamasına 122 binin üzerinde başvuru olmuştur. Sağlıkçıya yönelik şiddet gittikçe artmaya, ‘doktor dövmek’ kazanılmış bir hak olarak dile getirilmeye devam etmektedir. 6 Şubat depremlerinde çalışanlar çürük hastane binalarının enkazı altında kalmış, hastalar yoğun bakımlarda elektrik yokluğundan nefessiz kalarak can vermişlerdir.
Tüm bu bilgiler ve yürürlükteki düzenlemeler göz önüne alındığında Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu talebi gerçekleştirilebilir ve uygulanabilir değildir. Bu değişikliğin yapılması halinde hem tüm sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit edecek hem de hasta güvenliğini riske atacak pek çok durum ortaya çıkacak, bu durum nihai olarak işverenin sorumluluklarını azaltmak yerine artıracaktır.”
Düzenleme geçerse ne olacak?
Tehlike sınıfı değişikliği olursa örneğin ‘İSG Kâtip’ sistemi üzerinden istihdam edilen iş güvenliği uzmanı (İGU), işyeri hekimi (İYH) ve diğer sağlık personeli (DSP) sayıları ve çalışma süreleri değişecek.
Tehlike sınıfı düşürülürse özetle, istihdam edilecek İSG profesyoneli sayısı yaklaşık olarak yarı yarıya azalacak. İş güvenliği uzmanının ‘çok tehlikeli’ sınıfta, çalışan başına ayda 40 dakika ayırması gerekirken, ‘tehlikeli’ sınıfta 20 dakika ayırması yeterli.
‘Çok tehlikeli’ sınıfta 250 kişiye bir iş güvenliği uzmanı gerekliyken, ‘tehlikeli’ sınıfta 500 çalışana bir uzman yeterli olacak.
‘Çok tehlikeli’ sınıfta İYH’nin her çalışana ayda 15 dakika ayırması gerekirken, ‘tehlikeli’ sınıfta 10 dakika yeterli olacak.
‘Çok tehlikeli’ sınıfta 750 çalışana bir işyeri hekimi gerekirken, ‘tehlikeli’ sınıfta bin çalışana bir işyeri hekimi yeterli olacak.
Risk değerlendirme çalışmaları ‘çok tehlikeli’ sınıfta iki yılda bir yapılırken, ‘tehlikeli’ sınıfta dört yılda bire çıkacak. İki yılda bir güncellenmesi gereken acil durum planları dört yılda bire, her yıl yapılması gereken periyodik muayeneler üç yılda bire, her yıl tüm personele verilmesi gereken temel İSG eğitimleri iki yılda bire, İSG kurullarının toplanma sıklığı ayda birden iki ayda bire çıkacak, her personele yılda 16 saat olarak verilen eğitimler 12 saate düşecek.