Türk-Yunan ilişkilerini ilgilendiren esas kıyamet, geçen hafta TBMM’de Somali tezkeresinin görüşülmesi sırasında CHP adına söz alan İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın konuşmasında, bence hiç gerek olmadığı halde Mavi Vatan’a “masal” olarak atıfta bulunmasıyla koptu.
O günden bu güne eline mikrofonu geçiren politikacı, kalemi alan gazeteci Namık Tan’a saldırmaya başladı. Bu saldırıların kolay kolay da sona ermeyeceği görülüyor.
Kimse ”nedir bu Mavi Vatan? “diye sormuyor. İş “sen mi daha çok Mavi Vatancısın, ben mi?” tartışmasına dönüştü.
Vikipedi’ye soracak olursanız, Mavi Vatan Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz, Akdeniz ve Ege’de ilan ettiği deniz yetki alanları (karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) anlamına geliyor. Daha bilimsel tanımı ise denizlerde uluslararası hukuktan kaynaklanan egemen hak ve yetkilerin korunması.
Bu anlamıyla sadece Türkiye’nin değil, denize kıyısı olan her ülkenin bir mavi vatanı vardır. Türkiye’deki 85 milyon insan ayrım gözetmeden Mavi Vatancıdır. Karada, denizde, havada vatanını korumak için gerektiğinde canını verir.
Mavi Vatan öyle iddia edildiği gibi son yıllarda geliştirilmiş bir doktrin de değil. Türkiye, bu hak ve yetkilerini 1970’li yıllardan bu yana kararlılıkla korumaktadır. Türkiye’nin savunduğu hukuki tezlerin temelleri bu dönemde atılmıştır.
Türkiye’nin Mavi Vatanı bellidir. Doğu Akdeniz’deki sınırları, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’nin 18 Mart 2020 tarihli notasıyla Birleşmiş Milletler’e bildirilmiştir.
Notanın ekinde Doğu Akdeniz’deki Mavi Vatan haritası da mevcuttur. Bu harita Türkiye’nin Libya ile imzaladığı sınırlandırma anlaşmasını da içeriyor. Bunun dışında çizilen haritalar kişilerin şahsi görüşlerini yansıtır, resmi bir niteliği yoktur.