Kürt sorunuyla ilgili olarak geçmişin muhafazakâr liderleri neyse, Erdoğan da odur.
Kemalist liderler neyse, Erdoğan da odur. Onlar gibi, Erdoğan da ‘Türk milliyetçisi’dir.
Aralarındaki fark gelince:
Onlar laik, Erdoğan dindar ve ‘İslamcı’dır.
Erdoğan artık tıpkı bir zamanların Kemalistleri gibi ‘toplum mühendisliği’ne soyunmuş durumda.
‘Laik Kemalistler’in Türkiye’yi bir zamanlar götürdükleri bir ‘uç’tan Türkiye’yi alıp, tam ‘öbür uc’a götürmek isteyen bir Erdoğan var sahnede.
Laik olmayan, İslami olan, Sünni ve Türk olarak demokrasinin değil, İslamın ipine sarılmış bir yeni Türkiye, -ya da yeni Osmanlı- hayalinin peşine düşmüş bir Tayyip Erdoğan…
…Erdoğan’la Öcalan, Ankara’yla İmralı ve Kandil arasında ‘nihai çözüm’le ilgili olarak makas farkı çok geniş. “Biz dağa piknik yapmak için çıkmadık!” diyenlerin sesine kulak vermeden, İmralı’yı elinin altında bir rehine gibi gören, gerçek demokrasi ve hukuk devletinin yollarına sabırla taşlar döşemeden, o malum cılkı çıkmış “Kürtlerin neyi eksik ki?” edebiyatıyla bu ülkede barış ve huzur kapısı açılmaz.