Hasan Aydın: Asıl sorun, eğitimin kırsalda sürdürülebilir ve nitelikli bir biçimde örgütlenmesidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Şu an 250-300 köyden öğrenciyi bir merkez okuluna taşıyoruz. Ben diyorum ki model tersine dönebilir. Öğrenciyi değil, öğretmeni taşıyalım. Bugün yaklaşık 2 milyon öğrenciyi taşıyoruz. Bunun yerine 15 bin öğretmeni taşısak daha rasyonel olabilir” şeklindeki açıklaması, eğitim politikalarının yönü ve tutarlılığı açısından yeni bir tartışma başlatmıştır.

Bu öneri ilk bakışta maliyet hesabına dayalı pratik bir çözüm gibi görünse de, sorunun pedagojik, sosyolojik ve altyapısal boyutları dikkate alındığında tek başına yeterli ve kalıcı bir çözüm değildir.

Taşımalı eğitimde öğretmeni köye taşıma modeli düşüncesi, büyük olasılıkla taşımalı sistemin eğitimdeki başarı ve sosyal verimi sağlayamaması ile artan maliyetlerin birleşiminden doğan bir politika arayışıdır.

Öğrenciyi veya öğretmeni bir yerden bir yere taşımak kesin bir çözüm değildir. Asıl sorun, eğitimin kırsalda sürdürülebilir ve nitelikli bir biçimde örgütlenmesidir.

Eğitim politikaları kısa vadeli bütçe hesaplarıyla değil, uzun vadeli bilimsel, demografik ve bölgesel planlamayla yürütülmelidir. Türkiye’nin geçmiş eğitim tarihinde yaptığı çalışmalarla adeta bozkırın meşalesi hâline gelen Köy Enstitüleri deneyimi, kırsalda yerleşik ve toplumsal sorumluluk taşıyan öğretmen modelinin ne kadar güçlü ve dönüştürücü olabileceğini göstermişti. Bu enstitülerden mezun olup Anadolu’nun dört bir yanına dağılarak görev yapan öğretmenler, öğrencilere yalnızca ders anlatmamış, aynı zamanda bir sağlıkçı, bir ziraatçı, kültür taşıyıcısı ve toplumsal öncü olmuşlardır.

Hasan Aydın’ın yazısı