Hakan Çınar: KDV konusunda kapsam­lı ve ölçülebilir bir reform programına ihtiya­ç var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye ekonomisinde yıllardır konuşulan ancak bir türlü kalıcı çözüme kavuşturu­lamayan önemli bir sorun var: Devreden Kat­ma Değer Vergisi.

Adı devreden KDV. Ancak gerçekte ne devredilebiliyor, ne nakde dönü­şebiliyor, ne de işletmelerin finansman ihti­yacını karşılayabiliyor. Çünkü bu para muha­sebede devrediyor, beyannamelerde devredi­yor, bilançolarda taşınıyor ama işletmelerin kasasına, üretim bantlarına ve yatırım bütçe­lerine aynı kolaylıkla dönemiyor.

Üstelik bu sorun, finansmana erişimin zorlaştığı, üre­tim maliyetlerinin yükseldiği ve ihracatçının uluslararası pazarlarda rekabet etmekte gide­rek daha fazla zorlandığı bir dönemde çok da­ha büyük bir anlam taşıyor.

Türkiye’nin ihracatını artırmak, katma de­ğerli üretime geçmek ve küresel pazarlarda da­ha güçlü olmak istediği bir dönemdeyiz. İhra­catçı zaten yüksek finansman maliyetleri ve uluslararası rekabet baskısıyla karşı karşıya iken bir de hak ettiği KDV iadesine ulaşmak için ilave kaynak kullanmak zorunda kaldığında, bu yük doğrudan maliyetlerine yansıyacaktır.

Bence ülkemizin KDV konusunda kapsam­lı ve ölçülebilir bir reform programına ihtiya­cı var. Öncelikle toplam devreden KDV stoku­nun güncel büyüklüğü, sektörlere dağılımı, ne kadarının iade hakkı doğuran işlemlerle bağ­lantılı olduğu ve ne kadarının uzun yıllardır taşındığı kamuoyuyla paylaşılmalı.

KDV ia­delerinin yalnızca ortalama sonuçlanma sü­releri değil, gecikme dağılımları da açıklan­malı, vergisel uyumu yüksek ve düşük riskli ihracatçılar için hızlandırılmış iade mekaniz­maları daha etkin işletilmeli, doğrulanmış ia­de alacaklarının kamu borçlarına mahsubu ve güvenli finansman araçlarına dönüştürül­mesi kolaylaştırılmalı ve devreden KDV sto­kunun azaltılmasına yönelik, kamu maliyesi­nin sürdürülebilirliğini koruyan kademeli bir model geliştirilmeli.

Devreden KDV stokunun tamamının bir an­da nakden ödenmesini savunmuyorum. Böyle bir yaklaşım hem hukuki hem de mali açıdan doğru olmaz. Ancak sorunu yıllarca kendi hali­ne bırakmak da çözüm değil.

Hakan Çınar’ın yazısı