İstanbul’un öteden beri renkli ve otantik bir yapısı vardır, sıkıcı değildir. Sürprizlerle doludur. Gelen ziyaretçiler Batı ile Doğu kültürlerini bir arada buldukları için genellikle unutulmaz izlenimlerle ülkelerine dönerler.
Ancak son yıllarda şehrin genelinde Ortadoğu görüntüsü ağır basar oldu. Hele İstanbul Boğazı, İstiklal Caddesi, Taksim ve Sultanahmet gibi şehrin çok önemli markası olarak kabul edilen güzergâhlarda…
Ülkemize gelen ziyaretçileri ülkelerine göre kategorize ediyor değilim; ancak bir şehrin ekonomisinin ayakta kalabilmesi bir süreklilik gerektirir. İstanbul mutlaka Batılı, Avrupalı ve Amerikalı turist de çekebilmeli. Yatırım, tanıtım planı buna uygun olmalı.
Benim son dönemde karşılaştığım manzaralar Batı Avrupalı turisti çekebilecek özellikte değil. Buradaki fotoğrafı Kabil, Bağdat veya Fas Rabat şehrinde değil, önceki gece İstanbul Boğazı’nda, Emirgân’da çektim. Satıcılar, çay sobaları ve seyyar nargilecilerden yürümek imkânsız hâle gelmiş.