Yürüyüşün ve 9 Haziran’ın beraberinde getirdiği tarihi bir sorumluluk var şüphesiz. Elinde bastonuyla gelene, yürümekten ayakları kan içinde kalanlara, provokasyonlara alkışla karşılık verenlere, Maltepe’ye memleketin dört bir yanından gelenlere borçlu olunan kocaman bir sorumluluktur bu. Dolayısıyla CHP’li hiçbir yöneticinin “idare-i maslahatçı” olma lüksü yoktur artık. Ana muhalefette, demokratik kitle örgütlerinde defansa çekilip “aman daha fazla üzerimize gelmesinler” diye düşünen varsa onların devri bitmiştir, bitmelidir. Tribünden olanları seyredenlerin nasihat verme lüksü sona ermiştir. Tarihi sorumluluk yeni ve sağlam adımlar atılmasını gerektirir. İnisiyatif alan, gündem belirleyen, güçlü iddiaların peşinde koşan siyasi bir perspektif her somut soruna uygulanmalıdır. Ankara’dan İstanbul’a yürüyenlere, onlara evlerinden destek olan milyonlara, Maltepe’de toplananlara bu ilerici hamlenin, demokratik eylemlilik halinin makûs talih değişene kadar devam ettirileceği hissettirilmelidir. Unutmayalım ki; ancak yalnız yürünmeyeceğini bilenler, kitleleri zincirlerini kırmaya davet edebilir.