Adalet Bakanı Akın Gürlek, kendisini de hedef alarak Türk yargısının bağımsız olmadığını söyleyen Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’a yanıt verdi: “Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz.”

‘Bu, bağımsız bir yargıda mümkün değil’
Bugün tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üç davası (İBB, casusluk, diploma davaları) birden vardı.
ANKA’nın aktardığına göre Amor, bugün İmamoğlu’nun yargılandığı davaları takip ettikten sonra gazetecilere şu açıklamayı yaptı:
“Bugün Ankara’da NATO zirvesi düzenlenirken aynı kişinin (İmamoğlu’ndan bahsediyor) üç ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değildir. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değildir.
Zaten burada bulunmamızın nedenlerinden biri de budur. Bugün Avrupa Parlamentosu ve Avrupa’daki sosyal demokrat aile adına dayanışmamızı göstermek ve Türkiye’de yargı bağımsızlığındaki gerilemenin hangi noktaya ulaştığını yerinde görmek istiyoruz.
Dakikalar önce Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasının gelecek yılın ilk günlerine ertelendiğini öğrendik. Aynı zamanda bugün üç farklı davada savunma yapmak zorunda bırakıldı ve bu davalardan bazılarının 9 Temmuz’a kadar sonuçlandırılması hedefleniyor. Gerçekten Türkiye dışında herhangi biri bu yargının bağımsız olduğuna inanabilir mi?”
‘Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz’
Amor ardından Gürlek’i şu sözlerle hedef aldı:
“Eski İstanbul başsavcısı ve mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek’in atanmasının ne anlama geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz.
Çünkü Ekrem İmamoğlu’nun siyasi rekabetten uzaklaştırılması sürecinde siyasi bir araç olarak kullanıldı.
AK Parti’nin seçimlerde başaramadığını yargıyı ve savcıları kullanarak gerçekleştirmeye çalıştılar.”
Gürlek’ten sert yanıt
Adalet bakanı, Amor’a X’ten yanıt verdi, Türkiye’de yargının bağımsız ve tarafsız olduğunu öne sürdü:
“Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, egemen ve demokratik bir hukuk devletidir. Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.
Ülkemizdeki yargı süreçlerinin uluslararası çevrelerce takip edilmesi, Türkiye’nin demokratik olgunluğunun ve şeffaflığının bir göstergesidir.
Buna karşılık devam eden yargılamalar hakkında mahkeme kapılarında hüküm verircesine açıklamalar yapılması, Türk yargısını hedef alan ve yargı süreçlerini siyasi baskı altına almaya çalışan kabul edilemez bir tutumdur.
Türkiye’nin yargı süreçleri; yabancı parlamenterlerin siyasi ajandalarına, ideolojik beklentilerine veya lobi faaliyetlerine göre değil; Anayasa’ya, kanunlara, dosyadaki delillere ve bağımsız mahkemelerin takdirine göre ilerler.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Hiç kimse Türk mahkemelerine parmak sallayamaz; devam eden yargılamaları etkilemeye, Türk yargısını baskı altına almaya ve ülkemizin iç işlerine müdahale etmeye kalkamaz.
Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; vesayet odaklarına, darbe heveslilerine, terör örgütlerine ve dışarıdan demokrasi dersi vermeye çalışan çevrelere karşı millî iradesini koruyarak bugünlere gelmiştir.
Türkiye, kendi hukukunu işletecek kudrete, demokrasisini koruyacak iradeye ve geleceğini tayin edecek egemenliğe sahip büyük bir devlettir. Millî irademizi, yargı teşkilatımızı ve hukuk devletimizi hedef alan hiçbir siyasi ajandaya geçit vermeyeceğiz.”
Gürlek, Amor için ‘örgütlerle irtibatlı’ demişti
Gürlek’in AP Türkiye raporunun hazirandaki taslak metninde yaptırım listesine alınması önerilmişti.
Öneri, ilgili kişilerin Avrupa Birliği’ndeki (AB) varlıklarının dondurulmasını öngörüyordu. Buna karşılık AP raporlarının bir bağlayıcılığı yok.
Gürlek, 16 Haziran’da bu rapora tepki gösterip Amor için, “Marjinal örgütlerle irtibatları biliniyor” demişti.