Yiyip içtiklerimizden hiç olmadığı kadar endişe eder hale geldik son günlerde. Tavuktan da korkuyoruz, sucuktan da. Hatta en doğal gıda ürünü çaydan bile zehirlenme ihtimalimiz var. Çünkü içine gıda üretiminde dahi kullanılamayacak boyaların karıştırıldığını gösteriyor denetim sonuçları. Haliyle, sofralarımızı lezzetten çok kaygıyla anar olduk son dönemde.
Geçtiğimiz günlerde Avusturya’nın Türkiye menşeli salamura üzüm yaprağına ilişkin analiz sonucu çok ürkütücü. Üzüm yaprağında tespit edilen Azoxystrobin adlı tarım kimyasalı, tolere edilebilir yasal limitin 350 kat üzerinde. Ölçülen Flutriafol adlı pestisit etken maddesi ise limiti tam 230 kat aşmış. Diğer 3 pestisit etken maddesi için de 22, 10 ve 6 kat fazla aşım uyarısı var. Bu sonuçlar sonrası, marketlerdeki üzüm yaprakları için toplatma kararı verilmiş.
Avrupa Birliği’nin Gıda Alarm Sistemi’ne yansıyan bildirimler de, biberden domatese, nardan mandalinaya, Türkiye menşeli birçok sebze ve meyvede çoklu pestisit kalıntısına rastlanabildiğini gösteriyor. Çoklu pestisit kalıntısı, literatürde pestisit kokteyli olarak anılıyor. Bazı bilimsel değerlendirmelere göre; pestisitlerin bileşik etkileri, kanserli hücre oluşumuna yol açabilir. Bununla birlikte büyüme ve gelişimin yanı sıra, üreme gibi çeşitli fonksiyonları düzenleyen hormonları üreten endokrin sistemi bozabilir.
Tarla ve seralarda kullanılan tarım zehirleri, sebze ve meyvelerle soframıza kadar ulaşıyor.