Kuşkularımızın temel gerekçesini de açıklayalım ki hiç kimse bizi Oğuz Aral ustamızın başında kara bulutla gezen Felaket Ahmet’ine benzetip “nereden uyduruyorsun kapat şu şom ağzını” demesin. Ayrıntılara takılmıyor, günümüzün moda tabiriyle “büyük resme” bakıyoruz; 6‘lı ittifakın 5 bileşeni sağdan geldiler ve hâlâ da sağda duruyorlar. Demokratikleşme konusunda söyledikleri zamanın ruhu icabıdır. Şu sıralarda başka türlü muhalefet mümkün değildir. Masanın kurucusu CHP ise muhafazakâr olduğunu varsaydığı halk kesimlerine ulaşabilmek için bir miktar sağa kaymayı strateji olarak uyguluyor. Hep birlikte durdukları, çakılıp kaldıkları nokta, HDP ile ilişki sorunudur. Görünen gerçeği görmemekte direndikleri için olsa gerek, bu konuda Nuh diyor peygamber demiyorlar. Oysa hep birlikte gördüğümüz, duyduğumuz, HDP’nin “daha ne yapalım, ne söyleyelim Türkiye partisi olduğumuzu daha nasıl kanıtlayalım” türünden açıklamalarını sanki görmek istemiyorlar. İktidarın, 6 milyon seçmenin oyunu almış HDP’yi suç örgütü gibi gösterme gayretlerine karşı çıkmak yerine sessiz kalarak destek olduklarının farkında mı değiller, yoksa hiç bir işe yaramayan korkuların esiri mi oluyor 6’lı Masa?