Gülten Kaya: Ahmet Kaya olsa şarkılarını Ankara'ya, oradan Cizre'ye yükseltirdi

 

TUNCA ÖĞRETEN

@tuncaogreten | tuncao@gmail.com

“İşte gidiyorum… gurbet yorgunu gövdemi, 

Çukura kim indirecek? 

İşte gidiyorum, 

Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?”

Şair Yusuf Hayaloğlu’nun, gurbette, hayata veda edişinin ardından Ahmet Kaya için yazdığı şiirde dediği gibi, ‘Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?’

Bugün, faillerin hep meçhul kaldığı bu toprakların ozanının 15’inci ölüm yıldönümü. Onsuz geçen 15 yılı yoldaşı, sevgilisi, eşi Gülten Kaya’ya sorduk.

ahmet kaya
Fotoğraf: Ahmet Kaya’nın internet sitesi

15 yılın çok zor geçtiğini söyleyen Gülten Kaya, “Üreterek ve şarkılarına sığınarak yaşadık. Zaman çok da iyileştirici olmadı ve olamayacak gibi… Bizim avuntumuz, geride kalan muhteşem eserler ve hayat karşısındaki o çok değerli duruşu oldu aslında. Bu duruş, hayata müdahil olma duruşuydu. Bu boşluk, -özellikle de sanat açısından- çok hissediliyor” dedi.

Şu an en az 132 kişinin hayatını kaybettiği katliamın yaşandığı Paris’te olduğunu ve göğün griye döndüğünü söyleyen Kaya sözlerine şöyle devam etti: “Dün gözüm kulağım bir yandan kendi ülkemdeyken, Paris katliamında hayatlarını kaybedenler için bir mum da ben yaktım onlara kıyılan alanda. Dünyanın her yerinde acıla yaşanıyor.” 

“Daha ne kadar acılara tutunarak yaşamak zorunda kalacağız” diye sorduğumuz Kaya şu cevabı verdi: “Bu soruyu hepimiz birbirimize soruyoruz. Kürt topraklarında yaşanan açık-legalleştirilmiş bir katliam var ve bunun cevabı için de tek soru var: Ne uğruna? Kürt halkını başkası katletmiyor. Aynı bayrak altında, aynı kimliktekiler katlediyor. Yakın tarih bize öğretti ki yerde kalan haklılıkları silah ve katliamla yok edemezsiniz. Bu haklardan biri de, Ahmet Kaya’nın da uğruna hayatını kaybettiği ana dil hakkıdır. Yeni bir yüz yılın başında ‘teklik’ uğruna bu kadar acı yaşanıyorsa, bir yüz yıl daha halklar bunu taşıyamaz, kaldıramaz. Sonsuz sonuçsuz kalır bu ‘teklik’ anlayışı.”

Kaya’ya, “Ahmet Kaya yaşasaydı, Cizre’de cenazesi buzdolabında saklanan Cemile Çağırga ya da dün Nusaybin’de evinin bahçesinde katledilen beş çocuk annesi Selamet Yeşilmen için bağlamasını eline alır mıydı” diye sorduk.

Fotoğraf: DHA
Fotoğraf: DHA

Gülten Kaya şöyle konuştu: “Ahmet Kaya o kısacık hayatının tümünde, sanatın diğer tüm alanlardan çok daha özgür, güçlü, dinamik ve örgütleyici olduğuna inandı. Ve/fakat hayat, sanatın kapsayıcı, kucaklayıcı, iyileştirici etkisinden uzak akıyor bizim ülkemizde. Onun duruşu, ürettiği şarkılar, yakın tarihimizde yaşadıklarımızın tanıklığıdır. O şarkılar dağlara, kentlere, meydanlara, hapishanelere, tüm halklara yapıldı ve tüm demokratik haklar için yapıldı. Eğer aramızda olsaydı o yine en bas/bariton tonuyla, sesini yine şarkılarıyla yükseltirdi. Ankara’ya da yükseltirdi. Ve o şarkılar Silopi’den Cizre’ye, oradan Nusaybin’e Diyarbakır’a, Suruç’ ulaşırdı. Yani Ahmet o masum insanların haklarını omuzlardı.”