7 Haziran seçimlerinde herhangi bir partiden milletvekili seçilseydim, hem tatil programımda bir aksama olmayacak hem de beş aylık vekillikle hayatım kurtulacaktı. 1 Kasım seçimlerinin tekrarlanma olasılığını duyan, bilen varsa deyiverin n’olur. Bu sefer bu treni kaçırmayayım!
Anketler malum. Sonuçlar üç aşağı beş yukarı aynı gibi. Ankara kulislerinden duyumu olan Allah rızası için haber etsin. Cumhurbaşkanım yine sonucu beğenmeyip ‘seçim volume-3’ yapmaya karar verirse artık bu sefer faka basmayacağım.
Kısa dönem mebusluk hayalimdeki iş. Şimdi çalışmalara başlasam, geç kaldığım halde, şöhret kontenjanından partilerden birine aradan sıkışırım gibi geliyor. Zira mebus adayı olarak sayısız avantajım var.
Bir kere vatandaşları dolaşıp kendimi tanıtmama, kampanya yapmama gerek yok, zaten herkes tanıyor. Parti ayrımı yapmıyorum.
Ama örneğin eğer AK Parti şahsıma sıcak bakıyorsa, önceki seçimde vekil adaylarının giydiği Osmanlı kıyafetlerinin kralını bulurum! Oyuncu insanım. ‘Muhteşem Yüzyıl’ı aratmam.
Kaftanından terliğine, makyajından Hürrem yüzüğüne eksiksiz vekil kostümünü toplar, en iyi fotoğrafçılarda poster çektiririm.
Ah kafam! Eğer öngörülü bir insan gibi geçen seçimde aday olsaydım, 7 Haziran’da seçilirdim. Sonra ayın 20’sine kadar mazbata aldın, Meclis’i dolaştın filan, tatlı tatlı vakit geçirirdim.