Ülkenin en kritik seçimlerinden birinde, oylar sayılırken elektrik kesilirse ve Bakan “Trafoya kedi girdi” şeklinde açıklarsa, mizahçı ne yazsın artık? Ben bir noktada tıkanırım sevgili okuyucum. Bu kadar uçamam.
İkide bir söylenen ‘normalleşme’ kelimesine rağmen hiç normal bir halimiz kalmadı. Elektrik kesildiğinde “Bunu kim niye yapıyor, arkasında hangi güçler var, kime yaradı ve o işine yarayanlar kimle işbirliği içerisinde” diye şüphelenip, zaten yasaklanmış “Twitter’a mivittır’a” şüphelerini yazan tipler olduk!
Şimdi de ben sesleniyorum: Eyyy iktidar, eyyy muhalefet, eyyy bizi yönetenler! Hadi kedi çarpıldı kurtuldu. Bizim halimiz ne olacak kardeş? Her şeyinin hesabını, oyunu, vergisini ve Sezar’ın hakkını Sezar’a veren vatandaşa, niye kimse bir umut vermiyor? Bizim şikâyetlerimiz var diye mırıl mırıl konuşmaktan ve bir ferahlatıcı cevap almayı bırakın, azar yemekten yorulmuşuz. Balkon konuşmasında bir tatlı mesaj, bir yumuşama sinyali, bir sempati dolu cümle, çok muydu bize yahu?
Hukuka, adalete, eşitliğe, özgürlüğe hasretiz. Millet geleceğinden endişeli. İktidarın kayıtsız şartsız yanında olmayan her sade vatandaş, yarın başıma her şey gelebilir korkusuyla yaşıyor.
Efendi gibi bir muhalefet yok, yüreğe su serpen bir balkon konuşması yok, sesimizi duyan yok, umudumuz yok, bir kedimiz bile yok, anlıyor musun? Hadi bu halde, kolaysa gülümse!