Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Harvard Üniversitesi’nde yaptığı konuşma sırasında sorduğu ‘Gezi’ sorusuyla tanınan araştırma görevlisi Dr. Emrah Altındiş, üniversitelerin AKP baskısı altında olması ve ‘güvenlik riski’ nedeniyle Türkiye’ye dönüşünü ertelediğini söyledi.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde mikrobiyoloji bölümünde çalışan Altındiş, Gül’e Harvard Üniversitesi’nde katıldığı panelde Gezi Parkı eylemleri, Roboski ve iş cinayetlerinde hayatını kaybedenleri hatırlatıp “Geceleri rahat uyuyor musunuz?” diye sormuştu.
Söz konusu eyleminin ardından sahte bir ihbar mektubuyla işten attırılmak istenen ve DHKP-C örgütüne üye olduğu iddia edilen Altındiş , ancak polis soruşturması sonrası eski hayatına dönebilmişti.
Tehditleri yetkililerin açıklaması azaltabilir
Cihan Haber Ajansı’na konuşan Türkiyeli akademisyen, “Türkiye’de bir insan barıştan, insan haklarından, eşitlik ve demokrasiden yanaysa bu tarz tehditlerle karşılaşıyor; dolaysıyla ben istisna değilim” dedi.
Kendisine yönelik tehditleri engellemek için yapabileceği bir şey olmadığını kaydeden Altındiş, Türkiye’deki yetkililerin ‘İnsan hakları ihlalleri konusunda bizlere soru sormak ve bizim hesap vermemiz normal bir durumdur’ demeleri durumunda bu tehditlerin azalabileceğini ifade etti.
Dönüş planlarımı erteledim
Türkiye’deki kamu üniversitelerinde çalışmayı amaçladığını ancak bugünkü şartlarda bunun çok da mümkün olmadığını belirten Altındiş şöyle devam etti: “Türkiye’ye dönersem devlete hakaretten ya da saçma sapan bir terör örgütü iddiası ile tutuklanıp tutuklanmayacağımı bilmiyorum, malum memlekette hapse atmadıkları muhalif kalmadı.”
YÖK ve TÜBİTAK dahil tüm kurumların iktidarın kontrolünde olduğunu vurgulayan Altındiş, “Üniversitede kadro alabilir miyim? Kadro alırsam laboratuvar kurabilir miyim? Bilim yapabilir miyim? Hem güvenlik risklerinden, hem de şu koşullarda işimi, bilimimi yaptırmayacaklarından ötürü bu planlarımı erteledim” diye konuştu.
‘Benim haklı sorum mu bizi rezil ediyor yoksa gerçekler mi?’

Altındiş, kendisine “Türkiye rezil ettin” diyerek tepki gösterenlere ise şu yanıtı verdi: “Sınır Tanımayan Gazeteciler’e göre Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülkeden 154. sırada, OECD rakamlarına göre eğitimde 34. ülkeden son sıradayız. Youtube, Twitter daha geçenlerde kapatılmıştı. Nüfusun yaklaşık yüzde 20’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Her gün dört işçi iş cinayetlerinde öldürülüyor; Avrupa’da birinci, dünyada üçüncüyüz. Kadın erkek eşitliğinde 140 ülke arasında 124. sıradayız, her gün bir kadın cinayete kurban gidiyor. Saraylar yapılıyor, yolsuzluklar yapılıyor ama kimse konuşmuyor. Türkiye bunları mı hak ediyor? Benim haklı sorum mu bizi rezil ediyor yoksa bu bağımsız raporlar, gerçekler mi ?”
‘Türkiye toplumunun sağduyusu, iyiliği, güzelliği var arkamda’
Dönemin cumhurbaşkanı Gül’e yönelttiği soruların ardından hayatı alt üst olmasına karşın hiçbir pişmanlık duymadığını kaydeden Altındiş, “Gezi’de çocuklarını kaybetmiş aileler ve Roboski’de öldürülmüş ailelerden teşekkür aldım. Azıcık bir iç ferahlaması yarattıysam mağdurlarda, o bana ömür boyu yeter” dedi.
Arkasında ‘birilerinin’ olduğu iddialarına, “Benim ne Amerikan vatandaşlığım var, ne yeşil kartım, ne siyasi bir parti veya bir cemaatle ilişkim. Emeğimle geçinen bir insanım. Sadece Türkiye toplumunun sağduyusu, iyiliği, güzelliği var arkamda” karşılığını veren Altındiş, cesaret aldığı kişileri ise şöyle sıraladı: “HES’lere karşı direnen Karadenizli teyzelerden, taşerona direnen işçilerden, eşitlik isteyen Kürtlerden, Alevilerden, İslam’ı gözünü para bürümüşlerin elinden kurtarmaya çalışan antikapitalist Müslümanlardan, cinayetlere karşı direnen kadınlardan alıyorum. “
Gül’e ‘Gezi’ sorusunu soran akademisyene sahte mektupla DHKP-C suçlaması
Gül’ü kızdıran akademisyen: Bazı sorular sorulmalıydı, demokratik hakkımı kullandım