Fenerbahçe’yi anlamak gerçekten zor. Hatta zaman zaman imkânsız gibi. Aynı hafta içinde yaşananlar, bu kulübün ruh hâlini özetlemeye yetiyor. Geçen hafta pazar gecesi Kadıköy’de saatler 22.05’i gösterdiğinde tribünlerde ağır bir travma vardı. Saha içindeki kayıp yetmezmiş gibi, maç bitiminde dört oyuncunun eksilmesi moralleri daha da sarstı. İlginç olan ise maç sonrasındaki görüntüydü. Her şey yolundaymış gibi yapılan şakalar, verilen pozlar… Sanki birkaç saat önce büyük bir hedef elden kaçmamış gibi.
Cumartesi Antalya’da şampiyon edasıyla karşılanan bir takım… Sarı lacivertliler yaklaşık 20 yıldır benzer git-gel süreçlerinin içinde. Bir hafta umut, ertesi hafta hayal kırıklığı… Bu dalgalı grafik artık sadece taraftarı değil; yöneticileri, teknik heyetleri psikolojik olarak yıpratıyor.
Sarı lacivertliler kritik iki puan daha kaybederek zirve şansını iyice zora soktu. Bu şekilde devam ettiği takdirde ikincilik şansını da kaybedebilir. 2026 Ocak ayının ikinci yarısından itibaren oyun gücü ve skor almak anlamında geriye düşen sarı lacivertliler de suçlu kim?