Şam yönetimi, resmen, katliam görüntüleri ile ilgili soruşturma başlatmış durumda. Bireysel olduğunu belirtmekle birlikte, ordu içindeki unsurların sivillere yönelik bu katliamları yaptığını da kabul ediyor.
Ancak ders vermek isteyen, üstelik de ‘kanaat önderi’ pozisyonundaki bir kesim için bunlar önemli değil.
İnsanlar, katliam olmasın, durdurulsun çağrıları yaparken onlar, savaştan başını kaldıramamış bu talihsiz coğrafyadaki insanların dramlarına bakmak yerine, “ABD nasıl sattı?”, “Nasıl da yenildiniz ama?”, “Çok daha azı kaldı elinde?” cümlelerini sıralayıp, neşeyle konuşuyor.
El Kaide kökenli Şam yönetiminin IŞİD karşıtı koalisyona katılsa da IŞİD unsurlarıyla ne kadar mesafelendiği meçhul. Sahada olanlar aksini gösteriyor.
Bölgedeki IŞİD unsurları biliniyor, örgütün varlığı da…
Operasyon dedikleri, bu unsurların sivil halkın yaşadığı doğal sınırlarda hazır beklemeleri…
Şam yönetimi bile ağır insan hakkı ihlalleri için soruşturma açarken insanların korkmaları, destek istemeleri, anlaşılmayı beklemeleri haksız mı? Toplu katliamdan korkmaları, sivillerin dünyaya yaptığı çağrılar haksız mı? Hak ettikleri dil bu mu?
Şimdi, kimsenin ne olup bittiğini bile anlamadığı bir süreç, devam ediyor.