Gökçer Tahincioğlu: Bunlara ne derecede 'faili bulunmuş dosya' denilebileceğini tartışmak gerek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de tarihsel olarak işkencenin “münferit” olduğunu söyleyenler, münferit olmadığını en iyi bilenlerdir.

İşkence bir insanlık suçudur. Ve işkence yöntemleri ile öğrenebileceğiniz tek hakikat, duymak istediklerinizdir. Bir suçla ilgisiz insanlar suçu üstlenir. O da yetmiyorsa ilgisiz ama ilgi kurulmak istenen insanların isimlerini verir. O da yetmediyse ilgisiz yerler gösterir.

Soylu, televizyon programında kendi bakanlığı döneminde faili meçhul cinayet olmadığını şu sözlerle söyledi:

“Türkiye’de faili meçhulleri AK Parti bitirmiştir. Hele 15 Temmuz’dan sonra devlet FETÖ’den arındıktan sonra 2021-2022-2023-2024-2025’te Türkiye’de polis bölgesinde bir tane faili meçhul yoktur. Dünyada bir tane örneği yoktur, gösterin kellemi keseceğim.”

Faili meçhullerden kastı bütün dosyalarsa, Adalet Bakanlığı’nın “faili meçhul” istatistikleri aksini söylüyor.

Yok sadece “cinayetleri” kastediyorsa önce neden “polis bölgesi” ayrımı yaptığını sormak gerekiyor.

Ve bir de dosyaların faili meçhul olmaktan nasıl çıktığına bakmakta fayda var!

Öyle ya yakınları üzerinden tehdit ederek, polise “bacak kırın” talimatı vererek failler bulunuyor ve dosyalar kapatılıyorsa, bunlara ne derecede “faili bulunmuş dosya” denilebileceğini tartışmak gerek.

Failler gerçek mi, dosyalar hakkaniyetle kapatıldı mı, bakmak gerek…

İşkencenin olduğu, insanların hiçbir kanıt olmadan halka şirin görünmek uğruna terörizm gibi ağır suçlamalara maruz kaldığı bir ortamdan adalet çıkmaz.

Çıkmayacağını da görüyoruz.

Gökçer Tahincioğlu’nun yazısı