Gazeteci Cengiz Çandar: Erdoğan'da aklın yerini farklı bir davranış kalıbı almış

 

TUNCA ÖĞRETEN

@tuncaogreten | tuncao@gmail.com

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 7 Haziran’daki seçimler öncesinde şehir şehir dolaşarak ‘isim vermeden’  seçmenden oy istedi. Başkanlık için meydanlarda 400 milletvekili talebinde bulunan Erdoğan’ın, ‘anayasal çerçevedeki tarafsızlığı’ da epey tartışma konusu oldu.

Erdoğan, dün de İstanbul Yenikapı’da ‘Teröre Karşı Tek Nefes’ mitingine katılanlara “550 tane yerli, milli, bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum” diye seslendi. 

1 Kasım öncesinde bu vesileyle tekrar meydanlara inen Erdoğan’ın  yaklaşımını ve seçmenin nasıl bir pozisyon alacağını gazeteci-yazar Cengiz Çandar’a sorduk.
cengiz candar

Yeni bir kampanya taktiği

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaşanan kaos ortamına karşı düzenlenen mitinglerden AKP’ye oy çekmek istediği konuşuluyor. Katılıyor musunuz?

Bu yönde bir rivayet benim de kulağıma geldi. İncirlik Üssü 24 Temmuz’da ABD’nin kullanımına açıldı. Böylece görüntüde, ‘Türkiye IŞİD’e karşı aktif rol alacak’ iddiasına paralel olarak PKK hedeflerine karşı bombardımanlar başladı ve bu operasyonların tırmandırılması, PKK’nın da karşı koymasını beraberinde getirdi. Ondan sonra da ortada ne ateşkes, ne de çözüm süreci kaldı. Asker ve polis kayıpları, Kürt bölgelerinde sokağa çıkma yasağı, tutuklamalar ve operasyon haberleri de beraberinde geldi.

Bütün bu olayların yaşandığı tarih, Erdoğan’ın, koalisyon ihtimalini ortadan kaldırma adımları attığı ve 1 Kasım seçimlerinin temellerini kafasında attığının anlaşıldığı bir zamana denk geliyordu. O dönem de ben, bu operasyonları ‘terörle mücadele paravanı arkasında, yeni bir seçim kampanyası taktiğinin’ startının verilmiş olması diye yorumlamaya başlamıştım.

Peki, bu taktik tutar mı?

Hiç sanmıyorum. Şimdi bu psikolojiyi ‘bayrak mitinglerine’ dönüştürüyorlar. Bence tutmaz.

Neden?

İki nedenden ötürü tutmaz. Birincisi, ‘millet’ artık bu numaraları yutmuyor. PKK’yı suçlayan çok insan var, evet. Ancak beri tarafta, bu savaşın bizzat iktidar tarafından seçim hesapları neticesinde çıkarıldığı kanısında olan azımsanmayacak sayıda bir kesim de var. Onlar, savaşın gerçek sebebini ve failini biliyorlar. Üstelik buna şehit aileleri de dahil.

Öyle ki, bu şehit yakınları hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na hakaretten’, olmadık gerekçelerle soruşturmalar açılıyor. İkincisi, eğer PKK tek taraflı bir ateşkes ilan ederse bayrak mitinglerini hangi gerekçeyle devam ettirecekler? O zaman bu kampanya zemini otomatik olarak ortadan kalkar çünkü manevra alanı çok geniş bir konu değil.

“Millet bu numaraları yutmuyor” diyorsunuz. Peki, ya AKP tabanı?

Onların da yutmadığı çok belli. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın bu konuda yaptığı bir açıklama var; “Bu savaşı, hükümetin çıkardığını söylemek ahlaksızlıktır” diye.

Yani?

Yani buradan şunu anlıyoruz; onlar da aslında bu silahın tutukluk yapacağının ve kendilerine döneceğinin farkında. Elinizdeki cephanenin tümünü tüketirseniz böyle saçma sapan yollara başvurursunuz… Bayrak mitingleri de bunlardan biri işte.

Bu yolun bir çaresizlik göstergesi olduğunu mu söylüyorsunuz?

İşi bayrak mitinglerine çevirmek ve şehitler üzerinden seçim kampanyası yürütmek; zaten bir zaafın dışavurumu. Dolayısıyla bu noktadan bir kampanya yürütmek AKP ve Erdoğan için olumlu bir sonuç doğurmayacak.

Türk bayrakları ile meydana çıkma ve tüm suçu HDP üzerine atmak aynı zamanda Kürt seçmenin oylarından vazgeçmek anlamına gelmez mi?

Büyük ölçüde evet. Bunu, seçim listelerinde dengeleyerek gidermeye çalıştılar ama AKP adına olumlu sonuç vermesi pek mümkün gözükmüyor. Buradaki asıl hedef milliyetçi oylar. MHP’ye giden ya da gidebilecek olan oyları kendine çevirmeye çalışıyor Erdoğan. Seçim güvenliği meselesi de çok önemli. HDP’nin yüksek oy alması muhtemel olan bölgelerde seçim nasıl yapılacak? Oylar nasıl sayılacak? Bunun bir cevabı yok mesela.

Gezici Araştırma’nın, dün yayımladığımız Eylül ayı anketinde; son zamanlarda yaşanan çatışmaların ve kaos ortamının sorumlusu Erdoğan ve AKP olarak gösteriliyor… Sizce Erdoğan ve AKP anket sonuçlarını ve halkın algısını takip etmiyor mu?

Ediyordur tabii ama bir tür çaresizlik bu… Bunun başka bir nedeni de var: “Hem inat, hem de aklın yerini farklı bir psikolojik davranış kalıbının almış olması.”