Milyonu aşkın çocuğun işçileştirildiği, çocuklardan bir işçi ordusu yaratıldığı, patronların çıkarı için çocukların umutlarının, yaşamlarının feda edildiği bir ülkede hangi Cumhuriyet’i konuşacağız?
Özelleştirdikçe “güzelleşen” okullarla donatılmış bir ülkede kamusal eğitim hakkı ellerinden alınan yüz binlerce çocuk varken kutlanılacak bir Cumhuriyet’ten söz etmek mümkün mü?
9 yaşından itibaren okullarda çocukların başlarının ve bedenlerinin kapatıldığı, nişanlandıkları veya evlendikleri takdirde çocukların okulla ilişiğinin kesilmesini yasalar, yönetmeliklerle düzenleyen, çocuk yaşta evliliğe onay veren bir ülke gerçekten Cumhuriyet ile mi yönetiliyor?
Müfredatlarla bilimsel niteliği tamamen ortadan kaldırılan, 9 yaşına girer girmez hafızlık eğitimi adı altında okulla bağı koparılan, okullaşma politikası ve sınav sistemi değişiklikleri ile zorunlu olarak imam hatiplere mecbur bırakılan, halka ait ne varsa tarikatlara peşkeş çekilen, protokoller, işbirlikleri adı altında tüm eğitim kurumlarının cemaatlerle kuşatıldığı, laikliğin tamamen ortadan kaldırıldığı bir ülkenin yönetim şekli Cumhuriyet olabilir mi?
Ocak ayında 159 bin olan mesleki eğitim merkezlerindeki öğrenci sayısının son 7 ayda 900 bine çıktığı ve kısa bir süre içerisinde 1 milyona ulaşacağı en büyük müjdeli haberler arasında ilan edilerek açıklandı.