Bu seçime yıllanmış gözlemleri boşa çıkartacak bir ortamda gidiliyor. İcraatlara dönük fazla bir açıklama çabası hiçbir partide yok. Kıyıcı ve dışlayıcı bir dil hâkim her partiye; sonuç ne olursa olsun, seçimden sonrasında da kavga ve gürültü eksik olmayacak hissi veriliyor. Kazanan aday, ipi ilk göğüsleyecek partinin lideri sevinemeyecek; daha doğrusu diğerleri onu sevindirmemekte kararlı görünüyor… ‘Diğerleri’ içerisinde siyasi hayatta temsil edilmeyen, partilerle bugüne kadar doğrudan ilişkisi bulunmamış bir çevre de var. Seçimlerin öncesinde gündemi onlar belirliyor, seçimden sonra nasıl bir ülke tablosuyla karşılaşacağımıza da sanki onlar karar verecek… İlk kez bu seçimde yaşanan çok ellerin siyasete müdahalesi kafaları daha da karıştırıyor.
Bu durumun şimdi fazla önemli olmayan, ancak seçim sonrasındaki atmosferi zehirleyecek bir meş’um tehlikesi var: Önceki seçimlerde birbirine yakın sonuç beklentileri vardı ve sandıklar açıldığı zaman ortaya çıkan tablo, birkaç puan artı veya eksiyle beklentilere uygun gerçekleşmekteydi. Araştırma sonuçları arasında giderek açılan farklılaşma yüzünden, seçim sonrası atmosferi zehirlenebilir. Öyle bir durum kimin işine yarar, tahminde zorlanıyorum; ancak tahminde hiç güçlük çekmediğim, seçim sonuçları üzerinde başlayacak muhtemel bir tartışmanın kimin işine yaramayacağıdır: Türkiye’nin işine yaramayacak…