Bizde aydınlar ile CHP’de kümelenmiş politikacılar milleti tanımıyorlar; ülkelerinin siyasi tarihinden de haberdar değiller… Milletin, önüne tam 150 yıldır sandık konulduğunu ve bu alışkanlığın önüne geçildiği her olağanüstü dönemde kendisine kaybettirildiğinin bilincine vardığını bilmedikleri anlaşılıyor. Sonuç, her seçimde yaşadıkları ‘1 Nisan şakası’ efektidir…
Pazar günkü hezimeti de, yanlış değerlendirdikleri öncekilerin yanına istif edeceklerdir; bundan sonraki hezimetlerine zemin teşkil etmek üzere… İradesini önemseyen bir milletimiz var bizim; onun üzerine ipotek konulmak istenmesinden hiç hazzetmeyen… 1980 sonrasında, yeniden siyasi hayata dönülürken, askerlerin yerlerine kendilerine benzeyen birilerinden oluşan partiler bırakmak istediklerini sezince, itilip kakılan üçüncü partiyi tercih etmişti millet… 28 Şubat’ın sorumluluğunu sırtlayan sivilleri de 2002 seçiminde aynı sebeple tasfiye etmişti…
Son seçimde oyunu büyük çapta Ak Parti’ye verdiyse, bunu, koparılan yaygaraların temelinde yatan iddiaları umursamadığından değil, o iddialarla amaçlananın milli iradenin gaspı olduğunu düşündüğünden yaptı. Milletin yasakları benimsediğini, tek adam yönetimini arzu ettiğini, hırsızlığı sineye çektiğini düşünenler yanılıyor… Tayyip Erdoğan’ın kazanmasının sihri de tam burada: İnsanlarını tanıyor o, hassasiyetlerini biliyor ve milletine güveniyor… Bu sebeple de hep kazanıyor. Galiba siyaset bir yolunu bulup milleti tanımayan siyasetçileri ve akıl hocalarını tasfiye etmeden demokrasimiz tam anlamıyla rayına oturmayacak…