Olmadığı ve asla olmayacağı bilindiği halde, bazılarının, ısrarla, Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül arasında çekişme yaşanacağı beklentisini pompalama tezviratına da son veriyor “Ben yokum” açıklaması…
Tezvirattan medet umanlar, bir süredir, “İyi de, Abdullah Gül ne olacak?” sorusu eşliğinde, yedi yıldır faal siyasi hayatın dışında kaldığını ileri sürüp kurucusu olduğu Ak Parti’nin tabanıyla arasında uyumsuzluk yaşanabileceğini ileri sürüyorlardı. O soru artık anlamsız kaldığına göre, tabana uyumlu bir kişinin etrafında kenetlenmeyi sağlayabilir ve ilk genel seçimde Ak Parti’nin başarısını katlamayı deneyebilirler…
Niyetini bu kadar erken belli etmesi Abdullah Gül’ün, Tayyip Erdoğan’a ve Ak Parti’ye daha rahat hareket edebilecekleri bir zaman aralığı bırakıyor. Çetin bir mücadele sonucunda yüzde 45’i aşan oyla çıkıldı yerel seçimden; önümüzdeki dört ay içerisinde bu oyu yüzde 50’inin üzerine çıkartmak gerekiyor; mümkünse ilk turda, değilse iki aday arasında geçecek ikinci turda…
Önemli bir siyasi mirasın üzerine kurulmuş olsa da yeni bir partiydi AKP; varlığını pekiştirdiği süre içerisinde defalarca tekrarlanan fedakârlık jestlerine, cumhurbaşkanlığı makamını işgal ettiği yedi yıl boyunca, içeride her gittiği yerde sevgi seliyle karşılanması yanında uluslararası bir figüre de dönüşen, içte ve dışta takdirlere mazhar olmuş Abdullah Gül’ün, hiç arkasına bakmadan, “Bir siyaset planım yok” diyerek çekilmesiyle bir yenisi daha eklenmiş oldu.
Seçmen açısından bunun da bir artı değeri olacağı muhakkak… Fotoğraf biraz ıssız kalacak, ama siyaset zaten böyle bir şey değil mi?