Fehim Taştekin: Trump ve Netanyahu, Orta Doğu'da cehennemin kapılarını açtı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Zor zamanlarda kitabın ortasından girmek evladır. İran’a karşı saldırının hiçbir meşru gerekçesi yok! Küresel haydutluk kendi ezberinden ilerliyor. İran’da rejimin karakterini ya da kendi halkına karşı günahlarını bombaların gölgesinde konuşmak, saldırganın meşruiyet safsatasına yarıyor. Bugün gündem, tam anlamıyla pedofili bataklığındaki Epstein rejimi ile Filistin topraklarındaki işgalci terör rejiminin İran’a dayattığı bir savaştır. Kaba yalanlara sarmalanmış sahte gerçekliklere dayalı bir savaş. Amerikan hegemonyasını reddeden herkese dokunan bir savaş!

2003’te dönemin ABD Başkanı George W. Bush ve adı Amerikan fino köpeğine çıkan İngiltere Başbakanı Tony Blair’in Irak işgalini meşrulaştırmak için çalıştırdığı yalan makinesine Trump da sarıldı.

İran’ın nükleer silah geliştirdiği algısını yaydı. Halbuki 12 günlük savaşta zaten bu tesisleri yerin dibine gömdüğünü öne sürmüştü.

Bu savaşın seyrini belirlemede, İran’ın uğradığı yıkım kadar düşmanın ödeyeceği bedeller tayin edici olabilir. Burada ABD’nin olası kayıpları ve 12 günlük savaşta Demir Kubbesi’nde delikler açılan İsrail’in tahammül sınırları önemli.

Trump “Bu rejim ABD’nin kudretine kimsenin meydan okumaması gerektiğini öğrenecek” diyor. İran iki saatte bölgedeki Amerikan üslerinin çoğunu vurarak yanıt verdi.

Trump ve Netanyahu, Orta Doğu’da cehennemin kapılarını açtı. Fakat bu kapı arkada müzakere edilerek kapatılabilecek bir kapıya benzemiyor. Bir kafa koparma oyunu sahneleniyor! ABD de çok iyi biliyor ki bu saldırıdan sonuç alamazsa karşısında daha farklı bir İran olacak. İran da çok iyi biliyor ki bu saldırı püskürtülemezse kaostan parçalanmaya uzanan senaryolar yol alacak.

Fehim Taştekin’in yazısı