Hayatı boyunca, sokağından, mahallesinden çıkamayan, yıllık izninde -ki o da varsa- bir haftalığına memleketine gitmekten başka seçeneği bulunmayan, kırk yıldır yaşadığı İstanbul’da fakirlikten Boğaz’da oturup bir çay içememiş insanlar, Musul’un, Kerkük’ün, Şam’ın derdine düştüler, fetih hülyalarına kapıldılar. Ezilmişliklerini, dışlanmışlıklarını, hor görülmelerini, liderle, yani güçle özdeşleşme aracılığıyla telafi etmeye çalıştılar. Cehaletin idaresi, hamasetle tesis edildi, cehaletin yönetimi “vatan millet Sakarya” edebiyatıyla kuruldu.
Yeni Türkiye’nin ideal insan tipi tam da budur, yeni Türkiye cahilleştirilmiş kitleler demektir, çünkü yeni Türkiye aklın yıkımı üzerinde yükselmektedir.
Cehaletin saltanatı, aklı, bilimi ve özgür düşünceyi düşman olarak görmekte, akılla, bilimle ve özgür düşünceyle mücadele etmektedir.
Cehaletin saltanatı, eninde sonunda yıkılacaktır.