Fatih Yaşlı: Toplum ülke tarihinin en büyük bölüşüm şoklarından birini yaşıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

MESEM, Türkiye’nin yaşadığı sefaletin sadece bir boyutu; bütün bir toplum ülke tarihinin en büyük bölüşüm şoklarından birini yaşıyor. 

Son on beş yılda ‘ortalama işveren gelirinin ortalama ücret gelirine oranı’ iki katına çıkıyor; yani üretilen zenginlikten patronların aldığı pay iki kat artıyor. En zengin yüzde 10’luk kesim toplam servetin yüzde 75,6’sına sahip; geriye kalan 24,4’lük payı ise toplumun yüzde 90’ı paylaşıyor.

Tüm bunları iktidarın iş bilmezliği ya da beceriksizliği nedeniyle yaşamıyoruz; yaşadıklarımızın gerisinde zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bir program var. 

Bugünlerde TBMM’de Türkiye’nin düzeninin bütçesi görüşülüyor.

Bütçeler devletin gelirlerini kimden topladığını ve nereye harcadığını gösteren sınıfsal metinlerdir. Türkiye’de devlet gelirlerini dolaylı vergiler aracılığıyla halktan toplar, sermayeye ise dokunmaz, patronlar doğru dürüst vergi ödemez. Toplanan gelirler ise faiz ödemeleri adı altında kendilerinden vergi alınmayan patronlardan alınan borcun geri ödenmesi için kullanılır. 

Yani Türkiye’de bütçeler emek kesiminden sermaye kesimine rant aktarma mekanizmalarının en büyüğüdür; halkın parası vergi olarak toplanır, faiz olarak patronların cebine konulur. 

2026 bütçesinde de değişen bir şey yoktur; bu bütçe de Türkiye’nin düzeninin bütçesidir.

Şu an yaşadıklarımız, yani genişleyen sefalet, derinleşen yoksulluk, yoğunlaşan çürüme Türkiye’nin düzeniyle ilgilidir, bütünüyle politiktir ve baş hakikatimizdir. Politik olana ise ancak politik bir şekilde, yani siyasetle müdahale edilebilir. 

Fatih Yaşlı’nın yazısı